|
ANA SAYFA
YEREL SEÇİMLER VE BEYKOZ
Ülkemiz çok zor koşullardan geçereken, ülkenin kaderini belirleyecek bir seçim sürecine girmiş bulunmaktayız. Siyaset simsarlarının, siyaset üçkağıtçılarının, hainlerin, şatolarında viskilerini yudumlayıp oturduğu semtin ve ülkenin rantını kaynaklarını masa başında dar toplantılarda paylaşan ve kimlere peşkeş çekeceğini planlayan haydut, ifrit kişilikler, hırsız ve soytarılar, katil gürühlar plan üstüne plan geliştirirken böylesi zamanlarda daha iyi vurgun yapmak halk kitlelerini daha iyi kandırmak, ülkenin maddi manevi kaynaklarını tüketmek için 24 saat çalışmaktadırlar. Ve böylesi zamanlarda kuzu postuna çok iyi bürünerek hep suyun başını tutarlar...
İşin en vahim yanı ülkemizde iktidara oynayabilecek ciddi anlamda yerelde ve genelde iktidar olabilecek tek bir parti tek bir güç yok. Halk bitirilmiş, toplumun büyükbir kesimi adeta dilenci konumna sürüklenmiş, insanlar yaşadığı günü kurtarmak için didişmekte, muhalefet edebilecek kesimler susturulmuş toplum nefes alamayacak konuma gelmiştir. Türkiye seçim atmosferinde bu gerçekler altında girerken, oynanan binbir oyun neticesinde ülkemiz de adeta AKP ve CHP'ye mahkum edilmiştir ve seçime böyle bir atmosferde girmektedir...
Bu kısır döngüyü zorlayan ve kıran özelikle doğu ve güneydoğu başta olmak üzere ülke genelinde de giderek güçlenen örnek ve gerçek bir muhalefet ve milli güç olarak DTP büyük bir direnç göstererk var olmayı başardı. Ve bu anlamda ülke genelinde iyi bir örnek teşkil etmeye başladı. Bir başka deyişle ABD destekli Siyonist hegemonyayı Osmanlı coğrafyasında söküp atacak ciddi ve milli bir güç Kürtlerin öncülüğünde başta Türkiye olmak üzere tüm Orta-Doğu'da DTP öncülüğünde hayat bulmaktadır. Bir başka deyişle Bölgede (Orta-Doğu) gelişen koşullar Selahaddin-i Eyübi rolünü ve misyonunu tekrardan Kürtlerin sırtına yüklemiş bulunmaktadır...
DTP öncülüğünde gelişen muhalif ve milli güç aynı zamanda ülkenin batısında hızla gelişme sürecine girmiş bulunmaktadır. Ülkemizin diğer tüm sivil tolum örgütleri ile, vatandaşla hızla kaynaşmakta ülkemizin zülüm, sömürü, talan ve ihanet düzeninden kurtulması için emin adımlarla kürt ve türk halkı arasına, osmanlı coğrafyasında yaşayan tüm halkalr arasına örülen tüm çürük duvarları yıkarak önümüzdeki 5 yıllık süreç içerisinde ülkenin ve bölgenin kaderini belirleyecek konuma emin adımlarla yürümektedir...
Türkiye bu koşullarda seçim atmosferine girerken, Yerel seçimlerde halk partilere bakmayacaktır kendi adayına ve temsilcisine yönelecektir. Beykoz vb. birkaç ilçe ülkenin en ağır sorunlarını bünyesinde barındıran ilçelerin başında gelmektedir. Beykoz uluslar arası yasalar sit yasası savaş ve afet hali yasası vb. 10 yakın yasa ile ablukaya alınmış imar sorunları başta olmak üzere sorunlarının çözümü ne beykoz belediyesinin nede büyükşehir belediyesinin hal edeceği üstesinden gelebileceği sorunlar değildir. Beykoz'un sorunları Beykozla ilgili çıkarılan kanunların TBMM'de tekrar ele alınması ve değiştirilmesi ile mümkün... Bu durum da ciddi bir güç gerektirmektedir.
Beykoz, 20 Yıldan fazladır Beykoz halkını beykozdan söküp atma, halkın evliya yatağı olarak bildiği, osmanlı ve islam kültürünün en güzel örneklerini bünyesinde barındıran bölgenin kültürel ve tarihi dokusunu yok etmek için ulusal ve uluslararsı sermaye'nin müdahalesine açık hale getirldi. Beykoz AKP döneminde tarihi ve kültürel dokusundan uzaklaştırlması yönünde darbe üstüne darbe almaktadır...
Yukarda saydığımız gerçeklerin çok iyi farkında olan Beykoz halkı, adı ve sanı önemli değil ciddi anlamda tüm beykoz halkını bir çatı altında toparlayacak, tüm kesimleri eşit şekilde temsil hakkı verebilecek, ciddi anlamda halkı güç yapabilecek ve gücünü halktan alan bir yapılanmayı kim başarırsa beykoz'da o iktidara yürüyecektir. Bir başka deyişle siyaset simsarlarını ve üçkağıtçılarını beykoz'dan uzak tuabilecek ciddi anlamda halkın temsil ettiği bir yapılanmayı kim öne çıkarabilirse Beykoz'da ve Türkiye'nin bir çok yerinde yerel yönetimleri rahatlıkla alabilecektir.
Beykoz'da edindiğimiz izlenim, ve sorunların çözümü yönünde bilgi ve birikim bakımından halkın güven duyduğu en önemli isim olarak Alaattin Köseler öne çıkmaktadır. ve onun şahsında gireceği parti öne çıkmaktadır. Fakat yukarda saydığımız Beykoz gerçekliğne uygun bir temsil ve yapılanma ortaya çıkmazsa her an durum tersine dönebilir. Çünkü Beykoz'da yerel yönetimin kapısını herhangi bir partiyi (akp ve chp) tutmayan ve oy vermeyen kesimler belirleyecektir...
Y.Sit- Doğukültür Gazetesi
ANA SAYFA
Kolin Powell'dan Obama'ya destek
Kolin Powell'dan Obama'ya destek... Obama’yı destekleyerek büyük ses getiren eski Dışişleri Bakanı Colin Powell, Obama’yı Müslümanlıkla eleştirenlere sert çıktı
MÜSLÜMAN OLMAK SUÇ MU?
Powell, kendi partisinin Müslümanlara bakışını eleştirdikten sonra şöyle devam etti: “Bir dergide (New Yorker) bir fotoğraf gördüm. Irak ve Afganistan’da görev yapan askerlerle ilgili bir yazının yanında yer alıyordu. Bir anne oğlunun mezarına başına dayamıştı. Mezar taşındaki yazıyı okuyabiliyordunuz. Üzerinde bu askerin Irak’ta iki madalya kazandığı yazıyordu. Öldüğünde 20 yaşındaydı. Biraz daha yukarı baktığınızda mezar taşının üzerinde bir haç değil, Davut yıldızı değil ay yıldız olduğunu görüyorsunuz. O gencin adı Kerim Raşid Sultan Han’dı. Ve o bir Amerikalıydı. New Jersey’de doğmuştu. 11 Eylül saldırıları olduğunda daha 14 yaşındaydı. Ülkesine hizmet verebilmek için yaşının gelmesini bekledi. Ve sonunda hayatını ülkesi için feda etti. İşte gerçek Amerika bu!”
Obama’yı destekleyerek büyük ses getiren eski Dışişleri Bakanı Colin Powell, New Yorker dergisinde çıkan sembol fotoğrafı (yanda) örnek göstererek “Gerçek Amerika bu!” yorumunu yaptı. Obama’yı Müslümanlıkla eleştirenlere sert çıktı
ABD’de 4 Kasım’daki seçimler öncesinde Amerikan siyasetinde Colin Powell depremi yaşanıyor. Baba Bush döneminde genelkurmay başkanlığı, oğul Bush’un ilk döneminde de dışişleri bakanlığı yapan Powell, önceki gün kendisi gibi siyahi olan Demokrat aday Barack Obama’ya desteğini açıklayarak büyük ses getirmişti. Powell bu konuşmasının ardından yaptığı açıklamalarda da Cumhuriyetçi başkan adayı ve 45 yıllık dostu olan John McCain ve partisine sert çıktı. McCain kampanyasının Obama’yı Müslüman gibi göstermeye çalıştığına işaret eden Powell, “Obama Müslüman değil, Hristiyan. Ama diyelim ki Müslüman. Bu ülkede Müslüman olmak yanlış bir şey mi? Cevap hayır. Amerika öyle bir yer olamaz. Yedi yaşında Müslüman bir Amerikalı çocuğun ABD başkanı olabileceğine inanmasında yanlış bir şey var mı? Kaldı ki, kendi partimin üst düzey üyelerinin Obama için ”O bir Müslüman ve teröristlerle bağlantılandırılmalı“ dediğini duydum. Bu, Amerika olamaz” dedi. Obama ise Powell’ın danışmanlarından biri olacağını söyledi. Obama, tecrübeli siyasetçinin hükümetinde resmi bir görev alıp almayacağına dair sorulara ise “Bu konuda görüşmeliyiz” yanıtını verdi.
“Gerçek Amerika’nın fotoğrafı bu”
Powell, kendi partisinin Müslümanlara bakışını eleştirdikten sonra şöyle devam etti: “Bir dergide (New Yorker) bir fotoğraf gördüm. Irak ve Afganistan’da görev yapan askerlerle ilgili bir yazının yanında yer alıyordu. Bir anne oğlunun mezarına başına dayamıştı. Mezar taşındaki yazıyı okuyabiliyordunuz. Üzerinde bu askerin Irak’ta iki madalya kazandığı yazıyordu. Öldüğünde 20 yaşındaydı. Biraz daha yukarı baktığınızda mezar taşının üzerinde bir haç değil, Davut yıldızı değil ay yıldız olduğunu görüyorsunuz. O gencin adı Kerim Raşid Sultan Han’dı. Ve o bir Amerikalıydı. New Jersey’de doğmuştu. 11 Eylül saldırıları olduğunda daha 14 yaşındaydı. Ülkesine hizmet verebilmek için yaşının gelmesini bekledi. Ve sonunda hayatını ülkesi için feda etti. İşte gerçek Amerika bu!”
ANA SAYFA
KAİ HEMŞEHRİ KONSEYİ ZEYTİNBURNUNDA DAYANIŞMA GECESİ DÜZENLEDİ
KAİ (Kars Ardahan,Iğdır) Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren K.A.İ hemşehri konseyi Zeytinburnu’nda belediyenin tahsis ettiği açık alanda dayanışma gecesi düzenledi. Geceye KAİ kitlesinden halktan yoğun bir katılım olduğu gibi, bir çok önemli sima da gecedeydi. KAİ kitlesi dışında bir çok sivil toplum örgütü temsilcisi düzenlenen gecede yer aldı.
Bölge basınının da yoğun rağbet gösterdiği geceye Su Tv, Karadeniz Tv, Yön Radyo gibi ulusal basın yayında gecede yerini aldı.
Birbirinden yetenekli sanatçılarında katıldığı geceye davul zurna eşliğinde çıkan zeyttinburnu folklor gurubu muhteşemdi.Gece etkinlikten bir gün sonra başta Karadeniz Tv olmak üzere bir çok kanal ve radyoda da yayınlandı.
Hemşehri konseyinin en önemli misyonu eğitim. Üniversite gençliğine burs ve eğitim konularında yardımcı olan konsey bu konuda önemli bir görev ifa etmektedir.
ULUSAL BAZDA BİR SUNUCU
Gecede göze çarpan en önemli unsurlardan biri, gecenin sunuculuğunu yapan Önder Aktürk’tü. Aktürk başarılı bir yönetici ve iş adamı olmasının yanı sıra , sivil toplum örgütleri içindeki konumu ve performansı ile tüm KAİ kitlesi içinde tanınan bir sima olduğu gibi, gerek radyolarda gerekse tv’lerde yaptığı yayınlarla, ülke genelinde ulusal anlamda bir programcı ve sunucu yayıncı olduğunu da gösterdi.
Yoğun bir kitlenin katıldığı gecede sunuculuk yapan Aktürk’ün performansını görünce ciddi anlamda böyle bir hemşehrimizin olması bizi gururlandırdı.
AKYAD başkanı Güven Doğruyol ve yönetimide gecedeydi.
Bölge ile ilgili yapılan bir çok etkinlikte Doğruyol sivil toplumu temsilde her zaman ön sıralarda olduğu gibi, yaptığı ekinliklerle de ses getiren kitleyi toparlayan, birleştiren bir özelliğe sahip bir başaknımız.
Doğruyol’la gecede karşılaştığımız da “Hoc-Fed Resmi Sürece Giriyor” haberimizi referans göstererek sitem etti. Bütün Ardahan dernekleri içinde Hoç-Fed’in düzenlediği etkinliklere katılım gösterdiklerini ve her yerde bu yapıyı ve yönetimin savunduğunu dile getiren Doğruyol, Kağıthanedeki gecelerinde gayri iradi bir durum yüzünden yanlış anlaşıldığını ve içine düştükleri eksiklikten dolayı Hoç-Fed yönetiminden özür dilediklerini belirterek, hala bu konunun gündemde tutulmasına üzüldüğünü belirtti.
Hem ülke olarak hem de Ardahanlılar olarak kritik bir dönemden geçtiğimizi söyleyen Doğruyol, önemli olan eksikliklerden ve yanlışlardan ders çıkararak birlik ve bütünlüğümüzü sağlamaktır. Hoc-Fed’in misyonunu oynamasını ve Ardahan için iyi bir toparlayıcı örnek olacağına inanıyor yönetimine başarılar diliyorum dedi. Doğruyol, başarının en önemli kriteri birlik, beraberlik ve hoşgörüdür. Toplumsal konularda herkesin birlik, bütünlük ve dayanışma içinde hareket etmesi bir zorunluluktur. Bu anlamda siyasetin, sivil toplumun, aydınların herkesin birlikte hareket etmesi güç olması önemlidir. Tüm hemşehrilerimi selamlıyorum diyerek görüşlerini dile getirdi.
ARDA-DER PİKNİK
Ardahan Kültür ve Dayanışma Derneği (Arda-Der) Ümraniye Kent Ormanında ilk etkinliğini yaptı (24-08-2008 Pazar).
Merkezi Beykoz’da bulunan Arda-Der 3 olağan kongresini Beykoz Vakfı’nda yapmış ve yeni bir yönetim seçilmesinin üzerinden yaklaşık 4 ay’a yakın bir süre geçti. (08-06-2008 Pazar).
Eğitimci Sarı gökçe’nin başkan olarak seçildiği kongrede yeni yönetim iş adamlarının ağırlıkta olduğu bir şekilde oluşturuldu. Beş yıla yaklaşan bir süreç içerisinde dernek ilk defa bir etkinliğe imza atarak varlığını sadece Beykoz’da değil tüm İstanbul’da hisettirdi.
Alaattin Kılıç başkanlığında yaklaşık 4 yıl boyunca kalan dernek üyelere yönelik herhangi bir etkinlik ya da gece yapmamıştı. Sadece Beykoz Bld.nin çayır etkinliklerinde boy göstermiş, İstanbul genelinde Ardahan için organize edilen etkinliklere bireysel katılım göstererek derneği iyi bir şekilde temsil etmeyi, ayakta tutmayı becermiş ve bu anlamda taktir edilen bir insan olmuştu.
Kılıç başkanlığı boyunca aldığı en büyük eleştiri ise derneği aile derneğine çevirmesi ya da kılıçlar derneği diye yoğun bir eleştiri alıyordu. Aynı eleştiri Beykoz KAİ. Derneği için de zaman zaman gündeme geliyordu. Oraya da başkan’ın soyadından dolayı Yıldız’lar derneği deniyordu.
Piknik bu eleştiriyi adeta doğrular nitelikte geçti. KAİ ve Kılıç taifesi etkinlikte yoktu.Kılıçlardan bir Allahın kulu yoktu. Yıllardan beri sendikacılık yapan ve kılıçlara yakın bir hemşehrimiz ise derneğin piknik haberi karşısında sadece gevrek gevrek gülmekten başka bir şey yapmazken, toplumsal konularda mangalda kül bırakmayanlar toplumsal etkinliklerden en çok kaçan insanlar oluyordu. Toplumun bu tür insanları iyi analiz etmesi bir zorunluluktur diye düşünüyorum.
PİKNİK BAŞLARKEN
Bunaltıcı bir sıcağın hakim olduğu İstanbul’da gerek iki haftadır radyolardan piknik’in anons edilmesi, gerekse sitemizde etkinlikleri haftalar öncesinden duyuru bölümüne koymamız neticesinde Şahinkaya’dan kalkacak otobüse binmek için Şahinkaya’ya çıkarken dona kalıyordum. Büyük bir otobüs bomboş bekliyordu. Saatler 10’nu geçmesine rağmen tek Allahın kulu ortada yoktu. Otobüs şoförü olmayan yolcuları daha fazla beklemeden tek bir yolcu almadan bölgeyi terk ederken, toplumsal etkinliklerin bir çoğuna katılan Bankacı Eşref Avşar Özel otomobiliyle gelip bizi ve Kara Tahir’i (Tahir Demir) alıp piknik alanına doğru yola çıktık.
Piknik alanına vardığımızda tek tük insanları görünce moralim iyice bozulmaya başladı. Bu moral bozukluğu içinde etrafı turlarken bir anda Hoç-Fed yöneticileri ortaya çıktı. Tüm Hoçvan dernekleri başkan ve yöneticileri bu bölgede oturan Ardahanlılardan önce etkinlik alanına gelmişlerdi.
Bu esnada Sanatçı Kurbani Sural büyük bir özveri ile ses düzenini kurarken, öbür yandan İş adamı Ali Rıza Avşar etkinlik alanına yiyecek içecek taşımakla meşgul olduğu gibi, döner tezgahı ve aşçısına varana kadar yoğun bir hazırlıkla meşguldu. İlk defa bizden bir işadamı toplumsal bir etkinlikte işini gücünü bırakmış hem sponsor olmuştu hem de kendisi çalışıyordu. Tüm bu çabaları ve harcanan yoğun emeği gözlemlerken içimden de bu insanlar kendilerine yazık ediyor. Olmayan bir topluma ve topluluğa hizmet verilirmi diye? zaman geçtikçe yanıldığımızı anladım.
NİTELİKLİ BİR TOPLULUK OLUŞMAYA BAŞLADI:
Tarifi imkansız düşünceler içinde piknik alanını turlarken saatler öğleye yaklaştığında alana insan akını başladı. Saatler ilerledikçe yüzlerce insan piknik alanını doldurmaya başladı. Öyle bir halay oluştu ki adeta bir başı vardı bir başı yoktu.
Beykoz’un tüm mahalelerinden insan akmaya başladığı gibi, İstanbul’un değişik ilçelerinden aileler yanında Ta Yalova’dan Kalkıp gelenler de oldu. Yıllardır kitlesi olmayan bir dernek tüm İstanbul’u kapsıyordu.
SANATÇI FURYASI
İlk defa bir etkinlikte bu kadar Ardahanlı sanatçıyı bir arada gördüm. Mehmet Yılmaz, Bervar (Remzi Demirbaş), Erdal Mavzer, Kurbani Sural, Özkan Aras, İsmail Yıldız, Radyo Özlem’den misafir bir sanatçı ve her etkinlikte en ağır yükü taşıyan sesi ve kültürü ile herkesin beğenisini kazanan genç sanatçı Tolga Morkoç’ta etkinlikte yerini almıştı.
Sanatçılar birbirinden güzel Kürtçe ve Türkçe parçalarla piknik alanına gelen Ardahanlılara adeta bir müzik ziyafeti çektiler. Davul zurna eşliğinde 7’den 70’şe herkes halaya durdu. Hiçbir sanatçı ücret almadığı gibi, Mehmet Yılmaz dernek yararına kasetlerini bıraktı. Derneğe bağışta bulundu.
ARDAHANLI İŞ VE SİYASET DÜNYASI PİKNİK ALANINDAYDI:
Bir çok etkinlikte yüzlerine hasret kaldığımız iş adamlarını piknikte görünce gözlerime inanamadım. Akif Yıldız’dan Suat Askeroğlu’na, Hakkı Demir’den Fatih Sinan Yılmaz’a varıncaya kadar bir çok iş adamı bir etkinliğe ilk defa böyle yoğun bir şekilde katılım gösteriyordu.
Ali Rıza Avşar, Metin Şancı, Cevdet kaya, Volkan Kaya, Özcan Mavzer, İsmail Avşar, Derviş Deli, M.Kaya, Güven Yıldız’ın yanı sıra onlarca iş adamı etkinlikte idi.
ONLARCA DERNEK BAŞKANI YÖNETİMLERİ İLE ETKİNLİKTE YER ALDILAR:
Hoçvan federasyonu başta olmak üzere tüm hoçvan dernekleri, Yalova Ardahanlılar derneği başkanı Muhammet Bozkurt ve yönetimi, İst. Ardahanlılar Derneği, Çıldır Kültür Derneği, Ardahan’ın değişik köy ve ilçe dernekleri başkan ve yöneticileri etkinlikte idi.
PİKNİKTE İLK KONUŞMAYI HOÇ-FED BAŞKANI OSMAN AVŞAR YAPTI:
Avşar hem İstanbul’da hem de bölge de güç olduklarını belirterek bundan sonra her konuda toplumun önünü açacak her tür oluşumun arkasında oldukları gibi, eksiklikleri gidermede toplum’a eğitim, sağlık vb. alanlarda proje sunma ve hayata geçirme aşamasına geçmeye çalıştıklarını belirterek kitlemize yönelik tüm sosyal ve kültürel faaliyetlerin arkasında olduklarını belirterek, Ardahan derneğini yaptığı etkinliklerden dolayı kutluyoruz ve yaptıkları tüm etkinliklerde yanlarındayız dedi.
Başkan Gökçe’ de yaptığı konuşmada derneklerin hiçbir parti ve görüş’ün arka bahçesi olmadığını, tüm toplumu temsil ettiklerini, toplumun önünü açmada plan ve proje üretmeleri gerektiğini ifade ederek, yerel yönetimler başta olmak üzere, siyasi, iktisadi ve kültürel anlamda toplumumuzun önünü açmakla mükellefiz. Ve tüm partilere eşit mesafedeyiz. Bizim için önemli olan toplumumuzun gelişmesidir ve tüm etkinliklerimiz bu amaca yönelik olacaktır dedi.
CHP ARDAHAN MİLLETVEKİLİ ÖĞÜT YİNE ŞAŞIRTTI:
Beykoz DTP ilçesinin hem Ardahan derneğinin kongresine katılmayışı hem de yapılan etkinlikte yer almaması büyük bir eleştiri alırken CHP’li vekil Öğüt’ün tavrı takdir edildi.
Öğüt, Kimsenin yapılamaz gözü ile baktığı Ardahan bal festivalinin yapılmasını ve ilk defa Ardahan ilçe belediyelerinin de festivale katılımını sağlayan, festivalde ilk defa Sunucu Önder Aktürk’le birlikte Kürtçe müzik dinleten bir vekil olarak Ardahan toplumu tarafından büyük bir beğeni kazanırken, Ardahan dernek başkanı Gökçe bal festivaline katılmadığı halde Öğüt’ün bu etkinlikte ortaya çıkması şaşırttı.
Öğüt bu hareketi ile tüm toplumun vekili olduğunu kanıtladığı gibi, yaptığı konuşma ile de tüm bölgeyi temsil ettiğini bir kez daha tescilledi.
Kürt kültürünün, folklorunun ve müziğinin Türkiye’nin en büyük zenginliği olduğunu belirten öğüt başta Hoç-Fed olmak üzere oluşan Ardahan derneklerinin bölgede bu konudaki asimilasyonu kırdıklarını ve bu anlamda bu yönlü kültürel etkinlikleri geliştirdikleri için Ardahan derneklerini kutladığını belirtti.
Öğüt ayrıca CHP’nin Genel merkez düzeyinde de Ardahanlıları önemsediğini ve İstanbul’u Ardahanlılara teslim ettiğini belirterek İst. İl başkanı Gürsel Tekin’i Örnek gösterdi.
Öğüt’ün Ardından bir konuşma yapan İstanbul Ardahanlılar Dernek Başkanı Barış Yıldırım ise, derneklerin siyasetçilere söz hakkı vermemesi vb. tutumları doğru bulmadıklarını belirterek dernekler her kesime ve herkese söz hakkı vermeli herkesin kendisini ifade etmesini sağlamalı. Toplumun politikleşmesinde öncü rolü oynamalıdır diyerek, Ardahan toplumunun nüfusunun yoğun olduğu yerlerde yerel yönetimler başta olmak üzere doğru dürüst temsil edilmediklerini bu anlamda oy ve insan potansiyelinin heba edildiğini belirterek derneklerin bu konuda yoğunlaşması gerekmektedir.
Hoçvan dernekler federasyounu önemsediklerini belirten yıldırım umarım yakın bir zamanda Göle dernekleri de bu ivmeyi yakalar nüfusumuzu ülke genelinde her konuda etkin bir düzeye birlikte taşırız dedi.
Derneğin Sekreteri olan Doğu Haber Gazetesinin İmtiyaz Sahibi Hüsnü Bediroğlu ise yaptığı konuşmada siyaset üç kağıtçılarına dikkat çekerek toplumu çeşitli vaatlerle kandırmaya çalışan, verdikleri sözlerde durmayan tek hedefleri toplumu kandırma ve kullanma olan insanların olduğunu belirterek bu tür insanlara dikkat edilmesi gerektiğini ve bu anlamda topluma vaatlerde bulunup da yerine getirmeyenlerden hesap sormasını, deşifre etmesini bilmeliyiz diyerek her zaman bu konularda toplumsal istismar yapanların takipçisi olacaklarını beyan ettiler.
Bediroğlunun ardından konuşan İş adamı F.Sinan Yılmaz ise, bir iş adamı olarak kazancımız ve cebimiz her zaman sivil toplum örgütlerinin emrindedir diyerek, iş adamı, üyeler ve bizler derneklere sahip çıkmalıyız diyerek, aksine dernekler gidip camilerde dilencilik yaparak mı bütçelerini oluşturacaklar, topluma hizmet sunacaklar? Dedi.
Ardahanlı iş adamı Hakkı Demir ise, tek tip düşünce ve tutumlardan kurtularak toplumun tüm kesimlerini kucaklamalı birlikte güç olmayı becermeli ve bu anlamda tüm ülkeye örnek olmalıyız diyerek, söz konusu kültürel doku’nun bu ülkede en iyi temsilcilerinin Ardahanlılar olduğunu belirtti.
ARDA-DER YÖNETİMİ ve ETKİNLİK:
Başkan Sarı Gökçe gerek basını kullanmada, gerekse yaptığı planlamalarda yaratıcı özelliklerini ön plana çıkarırken herkese ve kesime güven veren bir profil çizdi. Ama yönetimi toparlama ve çalıştırmada aynı başarıyı gösteremedi. Yönetime giren bir çok işadamının sivil toplum örgütleri ve dernek yönetimlerinde yer almayışı neticesinde geçen süre zarfında nizami ve düzenli toplantı ve çalışma yapmadıkları gözden kaçmazken, toplumumuzun apolitik tarzı iş adamları ve yönetimde de mevcut. Buna rağmen hepsi samimi bir şekilde üzerine düşeni yapmak için büyük bir çaba ve gayret sarfetmekte, toplumun beklentilerine cevap olmaya çalışmaktadırlar…
İlk defa Ardahan toplumu güvendikleri ve inandıkları bir yönetim yakaladıklarını belirterek yönetime her konuda güvendiklerini ve yönetimin süreç içerisinde yetkinleşerek tüm toplumu daha iyi bir şekilde temsil edeceklerine ve İstanbul’daki Ardahanlıları toparlayacaklarına dair inançlarının tam olduğunu belirttiler.
Yapılan etkinlikte dernek üyelerinin tecrubeli oluşu etkinliğin başarılı geçmesinde iyi bir rol oynadı diyebiliriz. Afişlerin hazırlanması, sunuculuk başta olmak üzere Kemal Sanin iyi bir performans ortaya koyarak tecrubesini konuşturduğu gibi kitle tarafından da taktir edildi.
BÖLGE BASINI DA ETKİNLİKTE YERİNİ ALDI:
Sabahın erken saatlerinden Bediroğlu (Doğu Haber) etkinlik alanında olurken, ardından biz (Doğu Kültür), Mustafa Küpeli (Siyasal Birikim) ve ulusal radyo ve tv.lerde yayın işi ile uğraşan Mehmet Yılmaz ve Radyo özlemden de programcılar ve dünya tv de program yapan Özkan Aras’ta hem sanatçı hem de yayıncı kimlikleri ile etkinlik alanındaydılar.
Sunuculuğu Yapan K. Sanin sık sık Bediroğlu ve Küpeliye atıfta bulunup övgüler yağdırırken bir ara benimde adımı söyleyerek (Yusuf Sit) arkadaşımızda tüm devletlerle işbirliği yapan bir gazeteci bir fikir adamıdır diyerek takdim etti.
Bu takdimden bir şey anlamayanlar bana sordular Sanin seninle ilgili ne demek istedi diye bende kendisine sordum, cevaben:
Düşünce alanında hakkımda dava açıldığını yıllarca DGM’lerde yargılandığımı ve bugün makaleleri ve yazıları uluslar arası boyutta takip edilen bir yazar olduğumu beyan etmek için böyle dediğini ve beni tanıtmaya çalıştığını söyledi.
Bu açıklama beni ortaokuldaki anılarıma götürdü. Köyden şehre okula kaydolmaya giderken ilk defa kaysıyı görüyordum. Çok hoşuma gidiyordu.Bir tane yemeliyim ama doğru dürüst türkçe bilmediğim gibi meyvelerinde adını bilmiyorum. Ben kaysıya bakarken vatandaşın biri geldi bir kilo soğan dedi. Vatandaş soğanı alıp uzaklaşırken hemen devreye girdim banda bir kilo soğan dedim. Baktım kürtçe Pivaz (soğan) dediğimiz şeyi veriyor. Hemen müdahale ettim abu soğan değil ahabu soğan diyerek kaysıyı gösteriyordum. Bu anons da beni bu tür anılara çekerken toplumsal etkinliklerin güzelliklerinin ayrıntılarda olduğu ve bazen de anıları canlandırdığını görebiliyordum.
Y.Sit- Doğukültür Gazetesi
www.babilmedya.com
CHP KAĞITHANE İLÇE BAŞAKNI FEVZİ SİT’İN ANNESİ VEFAT ETTİ:
İşadamı ve aynı zamanda Kağıthane CHP ilçe başkanı olan Fevzi Şit’in annesi … hanımefendi vefat etti. 1. Levent Harmantepe Camisinde ikindi namazının ardından cenaze Kağıthane Hasdal mezarlığına defnedildi. (19-08-08 Salı).
Cenazede bölge milletvekilleri E.Korkmaz, Ensar Öğüt bilfiil cenazeye katılırken, CHP genel başkanı ve Ana Muhalefet lideri Deniz Baykal, İstanbul İl başkanı Gürsel Tekin, Beşiktaş bld. Başkanı, birer çelenk yollayarak katılım gösterdiler.
Chp myk üyesi İbrahim Yılmaz, Umut Oran, Kağıthane bld. Başkanı, Hoç-Fed yönetim kurulu üyeleri, Bayramoğlu, Binbaşar, Kağıthane Ardahanlılar, Beykoz Ardahan, Kağıthane KAİ ve Otbiçen dernekleri başkan ve yönetim düzeyinde cenazeye katılım gösterdiler. Bunun dışında değişik kesimlerden siyasi parti temsilcileri, iş adamları ve yoğun bir CHP kitlesi de cenazedeydi.
Cenazeden dolayı, bölge basını, KAİ iş adamları ve yoğun bir hemşehri ve akraba gurubu Harmantepe camisine akın etti. Cenazenin ardından adet olduğu gibi cenazeye katılan herkes Kağıthane KAİ derneğinde verilen yemeğe icabet ettiler ve başsağlığı dilediler.
CENAZEDEN İZLENİMLER
Fevzi Şit bir işadamı olmasının yanı sıra dernek başkanlığı dahil olmak üzere siyasette uzun yıllardır aktif bir insanımız. İki dönemdir CHP Kağıthane ilçe başkanı olduğu gibi Sarıyer, Beykoz gibi bir çok ilçede siyasi ve sosyal yönden ağırlığı olan ve halkın sevdiği saydığı bir yöneticive işadamı. CHP’nin İstanbul’daki en ağır toplarından biri.
Cenazede dikkat çeken bir diğer unsur ise CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’e olan yoğun ilgi oldu. Öğüt ortaya koyduğu performansla neredeyse yapılmasına imkansız gözüyle bakılan Ardahan Bal Festivalinin yapılmasında büyük bir emek sarfettiği gibi bölgede ayırım yapmadan tüm KAİ’de halka yönelik tüm etkinliklerin içinde yer alan, sorunların ortaya çıktığı her yerde çözüm gücü olan bir kişilik. Bu anlamda halk tarafından bölge millevekileri içinde en çok sevilen ve sayılan bir isim.
Ardahan halkı Öğüt gibi özverili çalışan halkın sorunlarına ülke genelinde sahip çıkan 2. bir vekilin bugüne kadar çıkmadığını söyleyerek kendisini her konuda kutlayıp taktir ettiklerini beyan ettiler.
Y.Sit- Doğukültür Gazetesi
Başkan Kılıç’dan, Gazeteci Yılmaz’a ziyaret
Başkan Kılıç’dan, Gazeteci Yılmaz’a ziyaret
Geçtiğimiz Pazar günü Van İli Çiçekli Belediye Başkanı Yılmaz KILIÇ Alternatif Doğuş Gazetesinin Kurucusu Çetin YILMAZ ile kahvaltıda buluştular. Yaklaşan yerel seçimlerden dolayı da İstanbul da Vanlıların yoğun olduğu bölge Esenyurt ve Kıraçtaki hemşerilerinin de bilgisine başvurması ve bölge için gezi düzenledi. Başkan Kılıç’ın yanında Çiçekli Köyü Dernek Başkanı ve yönetimi, Mega hipermarketler yönetim kurulu başkanı ile gelen Sayın Başkan Kılıç 3 saati aşkın zaman gazeteci Çetin YILMAZ ve gazete personeli ile sohbet etti ve kahvaltı yapıldı.
Başkan Kılıç, Çiçekli Belediye hakkında bilgi verdi
Başkan Kılıç; Çiçekli Belediyesi Bakımlı Gölkaşı Köylerinin birleşmesi sonucu 1998 yılında belediye statüsüne kavuşmuştur. Beldemiz Doğuanadolu bölgesinin volkanik dağlarla kaplı çukur kesiminde bulunan Van Gölünün Doğu kıyısına 5 km. uzaklıkta hafif eğimli bir alan üzerinde kurulmuştur.
Çiçekli Beldesine her mevsim ulaşım ağı bulunmaktadır. Belde Van’a 28 km, Edremit’e 8 km., Gevaş’a 12 km. Gürpınar’a 26 km. uzaklıktadır. Belde halımız tarım ve hayvancılığı ekonomik olarak ön plana çıkarmıştır.
Belediyemiz 19 Nisan 1999 tarihindeki mahalli idareler seçimlerle belediye faaliyetine başlamıştır. Beldemiz 4 mahalleden oluşmaktadır. Çiçeklide Köydes projeleri ile köylerin yol ve su ihtiyaçlarını azami seviyede hallettiklerini, bu yılda istenilen para geldiği takdirde köylerinin gelir seviyelerini yükseltecek projeler üzerinde çalışacaklarını açıkladılar. Sanayi, Çevre, Üretim ve daha birçok konudaki konuşmaları bir yazıda bahsetmek mümkün olmuyor. İnşallah ileride Sayın Başkanımız ile görüşerek daha geniş yazmayı düşünüyoruz.
Gazeteci Yılmaz, Belediye Başkanın ziyareti bizleri mutlu etti
Gazeteci Yılmaz; Başkan Kılıç’ın bu ziyaretinin kendisi için çok önemli ve de mutlu edici olduğunu belirterek, Çiçekli Belediye Başkanı Yılmaz Kılıç’ı kahvaltıdan sonra sohbetine diğer davetlilerle birlikte kendi köy derneğinde davet ederek devam ettiler. Yılmaz; Herhangi bir menfaat grubuna bağlanmadan, açık fikirli, dürüst, önyargılardan uzak ve kişilik haklarına saygılı olmak, gazeteciliğin olmazsa olmaz koşullarındandır. Gazetecilik mesleği ve gazetecilik sektörü (gazete, radyo, televizyon, internet gibi kitlesel yayın organları) demokratik toplumlarda anayasanın öngördüğü üç devlet gücü yanında (yasayıcı-meclis, yürütücü-hükümet, yargilayıcı-mahkemeler) dördüncü -denetleyici devlet gücü olarak anılır. Ve bizlerde bu ortamda da mesleğimizi icra etmekdeyiz diyerek sözünü bitirdi.
Haber: Aybike SAYIN
GENÇ İŞ ADAMLARIMIZDAN BARIŞ DEMİR BEKARLIĞA VEDA ETTİ:
Kavak Bosphorous, Altınbalık, Bistro’nun işletmecilerinden olan genç iş adamımız Barış Demir Beykoz Beld. Nikah salonunda yapılan törenle iş adamı Yavuz Sural’ın kızı Melek Sural’la hayatını birleştirerek bekarlığa veda etti. (01-06-2008)
Nikah şahitliğini bölgemizin önde gelen ve bölge halkı tarafından en çok sevilen ve sayılan iş adamlarımızdan Yakup Süt ve Cemal Yılan yaptılar. Nikah töreninin ardından Çifti tebrik eden Süt ve Yılan, çifti kutlayarak ömür boyu mutluluk dileklerini ilettiler.
Bölgemizin önde gelen ailelerinden Demir ve Sural ailelerini bir araya getiren nikah ve düğün töreninde bölgenin iş –sanat- siyaset dünyası düğün törenine yoğun bir katılım gösterdi. Bir başka deyişle Ardahan’ın en önemli, iş ve siyaset gücü düğündeydi. Başta Ardahan Kültür ve yardımlaşma derneği olmak üzere, Binbaşar derneği başkan ve yöneticileri, Beykoz vakfı başkanı Şaban Töre’de düğün törenine katılanlar arasındaydı.
Nikah töreni İstanbul’daki Ardahan'lı ileri gelen aileleri bir araya getirdiği gibi, iş dünyamızın en önemli simalarını ve gücünü de bir araya getirdi. Resmi nikah işlemlerinden sonra takı merasimine geçildi. Sade ve gösterişten uzak bir şekilde düğün törenine katılan herkes yeni çifte maddi ve manevi katkılarını sunarak yeni çifte ömür boyu mutluluk dilediler. Saat 16.00’da başlayan nikah töreni katılımın çok yoğun olmasından dolayı saat 19’a kadar sürdü.
Y. Sit- Doğu Kültür Gazetesi.
METROPOLDEKİ DEMİR YUMRUK: ÇILDIR KÜLTÜR DERNEĞİ
Cuma akşamı (23-05-08) Avcılar Bener Tesislerinde yapılan gecede KAİ’nin siyaset, sanat, iş dünyası yanında bölge milletvekilleri ve KAİ’nin güç olarak temsil edildiği bir etkinliğin ortasında kendimizi bulduk.
Çıldır Kültür Derneğinin bir etkinliğine ilk defa katılıyordum. Bu etkinlikte Lütfü Uzunkala ile tanıştık. Dernek kurulurken kurucuların hepsinin içerden çıkan solcular olduğunu, derneğin kuruluş aşamasında ise 8 ay içinde ancak resmi statüye kavuştuklarını söyledi. Uzunkala, emperyalizmin Kürt Sorununu kullanarak Türkiye’yi yıkmak için ortaya koyduğu oyunları tüm solcuların gördüğünü fakat güç ve derinlik açısından yetersiz kalındığı için sorunların çözülmeden bugünlere kadar uzandığını söyledi. Halada ülkenin bu güçlerden tam kurtulmadığını belirtti. Ama toplumun geldiği siyasi ve kültürel boyut göz önüne alındığında ülkemizin önünü tıkayan sorunların çözüm sürecine girdiğini söyledi. Ve kurtuluş savaşında 80 bin Celali kürdü’nün Ardahan’ın kurtuluşundaki rolünü Aşık Şenliğin dizeleri ile örneklendirdi…
Uzunkala, İstanbul çıldır kültür Derneginin kurucularından, 91den 97 ye kadar başkanlık yaptı. Barış için bir milyon imza kampanyasını yürüttü ve bundan dolayı da hakkında dava açılmıştı…
KAİ AÇISINDAN METROPOLDE ÖNEMLİ BİR GÜÇ
Gecede dikkatimi çeken en önemli unsur Kars-Ardahan-Iğdır dernekleri içerisinde örgütlenme ve güç olma açısından ciddi anlamda bölgeyi temsil eden bir sivil toplum örgütüyle karşılaştık.
Çıldır Kültür Derneginin bünyesinde 22 Dernegin içinde yer aldıgı bir federasyon, bir dernekler birliği. Dernek, İstanbul’daki Ardahan Dernekleri içerisinde büyük örgütlenmeye sahip oldugu gibi, kitleyi toparlamada yaptıgı sosyal ve kültürel etkinliklerde bölge dernekleri içerisinde lider bir konumda bir sivil toplum örgütü.
Basbaritan Hasan Karayol’un sunuculuğunu yaptığı gecede CHP İstanbul Milletvekili Prof Esfender Korkmaz’ın başını çektiği halay görülmeye değer bir manzaraydı.
KAİ TÜRKİYENİN MOZAİĞDİR-GERÇEK TÜRKİYEDİR
Karayol, gecenin sunuculugunu yaparken KAİ’in Türkiye’nin en büyük etnik ve kültürel mozayiğini içinde barındırdıgını demokrasi ve hoş görü bakımından yüzyıllar boyunca çeşitli dinlerin kültürlerin bir arada yaşadıgı ender bir coğrafya ve gerçek Türkiye olduğunu olduğunu belirtti.
KAİ’NİN SİYASET-SANAT , İŞ DÜNYASI VE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ GECEDEYDİ:
Esenyurt eski belediye başkanı Dr. Gürbüz Çapan, milletvekillerinden Prof.Dr. Esfender Korkmaz, Ensar Ögüt’de gecedeydi. Bunun yanında CHP Meclis Üyesi İbrahim Yılmaz, Çıldır Belediye Başkanı Nizamettin Coşkun’da gecedeydi. Geceye katılamayan CHP il başkanı Gürsel Tekin ve önde gelen Ardahanlılar, geceye çelenklerini yollamışlardı ve mesajları ile geceyi kutladılar.
Geceye Ardahan’ın önde gelen tüm dernekleri de başkan ve yönetim düzeyinde gecede yerlerini aldılar.
DERNEK BÖLGE KÜLTÜRÜNÜ DE MÜKEMMEL BİR ŞEKİLDE TEMSİL ETTİĞİNİ ORTAYA KOYDU:
Dernek gecede Kültürel anlamda da çok güzel örnekler sergileyerek ünlü folklor hocası Zekeriya Dede’nin yetiştirdigi ve TRT1’de Altın Ayaklar Yarışmasında birinci gelen folklor grubunu sahneye çıkardı. Grup ortaya koydugu halk oyunlarıyla tüm katılımcıları adeta büyüledi. Ortaya konan Folklor aynı zamanda bölge kültürünün üstünlüğünü ve güzelliğini de tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyordu.
Bölgenin önde gelen halk müzigi sanatçılarından Burhan Ayeri Katılımcılara tam bir müzik şöleni çekti.
AÇILIŞ KONUŞMASINI BAŞKAN YAPTI:
Gecenin açılış konuşmasını Dernek Başkanı Yüksel Kılıç yaptı. Kılıç,yaptıgı konuşmada bundan sonra güdülen degil güden, yönetilen degil yöneten olmalarının gerektigini ve gücümüz yettigi oranda kültürümüzü yaygınlaştırma ve her alanda güç olma konumuna gelme için gereken her tür çabayı göstermek zorundayız dedi.
Gerek gecenin düzenlenmesinde, gerekse yapılan tüm etkinliklerde emegi geçen tüm dernek başkanlarına teşekkür etti. İstanbul’un her tarafından geceye katılım gösteren herkese tüm hemşehrilerimize saygı ve sevgilerini sundu.
Başkan 18 dernegin düzenledigi futbol turnovalarının devam ettigini, final maçını ise İstanbul’daki tüm KAİ nüfusunu katılımını saglamak, kültürel ve kitlesel güçlerini göstermek amacıyla Ali Samiyen ya da İnönü Stadında yapmayı düşündüklerini söyledi.
Başkanın ardından söz hakkı protokol masasına veriledi. Başta Prof. Korkmaz, ardından CHP milletvekili Öğüt; ardında Dr.Çapan ve diğer katılımcılar kısa birer konuşma yaptılar.
Korkmaz, Çıldırın kendi evi ve ailesi oldugunu bu yüzden kendisini tanıtmaya gerek görmedigini söyleyerek kısa bir konuşma yaptı. Öğüt, yaptıgı konuşmada “Can sag iken yurt vermeyiz düşmana” Aşık Şenlik’ten örnek vererek bölge için yaptıkları mücadeleyi dile getirdi. Ardahan’ın göç veren değil göç alan bir yer olması için yoğun bir çaba sarfettiklerini örneklerle anlattı.
Çapan kürsüye gelirken gelecegin başbakanı diye anons edildi. Ve büyük bir alkış tufanı koptu. Çapan yaptıgı konuşmada Doğu Anadolu olarak, bölge olarak yüzyıla yakındır darbe üstüne darbe, yenilgi üstüne yenilgi aldıgımızı; yenile yenile artık yenmeyi öğrendiklerini belirterek; aldığımız darbelerden birey ve toplum olarak daha da güçlenerek çıktık dedi. Bundan sonra yenme sırası bizdedir dedi…
MASALARDA KONUŞULANLAR KÜRSÜYE YANSIMADI:
Bener tesislerinde yapılan gecede siyasi, sosyal, iktisadi boyutları ile KAİ’nin gücünü gördük desek abartmış sayılmayız. Ciddi anlamda tüm boyutları ile muhteşem bir gece idi. Gecede gördüğümüz tek eksiklik ülkemiz ağır bir buhran ve kriz döneminden geçmesine rağmen bu konuların masalarda bireysel olarak konuşulması ve kürsüye taşınmaması oldu. Ülkenin karşı karşıya olduğu sıkıntıların dile getirilmemesi idi.
Örneğin bire-bir konuşmalarda Çıldırlı Aydınlar Türkiye’de Askeri darbeler döneminin bittiğini, sağı-solu, kürdü-türkü kullanamayan güçlerin yeni oyunlarla ülkeyi çökertmeye çalıştıklarını dile getirdiler. Geldiğimiz süreç itibarı ile ülkemizle oynayan güçlerin yargı vb. argümanları devreye koyarak darbe yapmaya çalıştıklarını, iktidar partisi ile devletin çeşitli kademelerine sızmış olan etki ajanlarının el ele vererek görünürde düşman ama gerçekte perde arkasından birlikte ülkeyi çökertmek ve ele geçirmek için büyük çaplı oyunlar sergilediklerini, ve bunların okyanus ötesinden (ABD ve İsrail vb.) emir aldıklarını dile getirdiler.
AYDINLAR ÜLKEMİZ İŞGAL VE TEHDİT ALTINDA DEDİLER:
Ülkemizde pervasızca bir işgalin hüküm sürdüğünü, bilim adamlarımızın aynı uçak’a doldurulup imha edildiğini, mühendislerimizin intihar süsü verilerek faili meçhul yapıldığını. Gelişen ailelerin, şirketlerin artık sıradan normal insanın bir sürü tuzakla karşı karşıya olduğunu, harcandığını, bitirildiğini, tüm Türkiye halkının bu anlamda büyük bir tehdit ve tehlike altında olduğunu, Ülkemizde yaşanan olaylara baktığımızda bu ülke bizimdir demenin zor olduğu bir süreçten geçtiğimizi. Yoğun ve derin bir işgal yaşadığmızı. Ülkemizin temel sıkıntısı ve sorunlarının halkın gündeminden uzak tutulduğunu dile getirdiler.
Türk halkının oynanan tüm oyunların farkında olduğunu belirten aydınlar, ülkenin bir geçiş sürecinden geçtiğini bu sürecin ana özelliğinin ise halkın aleyhine uluslar arası sermayenin lehine ülkemizi ele geçiren güçlerin son oyunlarını oynadıklarını dile getirdiler. Bundan dolayı kısa bir süreç içerisinde sağı solu aşan tüm Türkiye’yi kucaklayan sivil siyasal yapılanmaların gelişeceğini ve Türkiye’nin bu tür gelişmelere gebe olduğunu , bu anlamda sivil siyasal yapılanmaların hızla geliştiğini, bu gelişmelerin oluş aşamasından olgunlaşma aşamasına geçtiğini, bu ülkeye zarar veren kökü dışarıda, içerde fark etmez bu ülke ile oynayanların yaptıkları oyunların hesapsız kalmayacağını, hesaba çekileceğinden her kesin emin olmasını istediler…
Türkiye toplumunun bugünkü süreçten daha zor süreçlerden geçtiğini örnekleri ile ortaya koydular…
Gecede fikri derinliğin de mükemmel olduğu bir aydınlar topluluğu ile de karşılaştık. Burada da gördük ki bu ülkenin insanı her tür sıkıntıyı atlatacak, yenecek yetenek, güce ve kabiliyete sahiptir. ..
Y.Sit- Doğu Kültür Gazetesi- www.babilmedya.com
KENTSEL YIKIMA ‘TERÖR’ KILIFI
Gecekondu mahallelerini ‘terör bataklığı’ şeklinde lanse eden Zaman Gazetesi’ne cevabı yıkım mağdurları verdi
Emekçilerin ve yoksul kesimin yaşadığı gecekondu mahalleleri ‘terörün ve suçun bataklığı’ olarak ilan edildi. Vatandaşın dişinden tırnağından arttırarak yaptığı evlerini elinden alan ve yer göstermeyen ‘Kentsel Dönüşüm Projesi’ aklanmaya çalışılırken ‘Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamına alınan mahalleler Zaman Gazetesi ve ‘Kentsel Dönüşümü’ savunan bazı muhtarlar tarafından suç batağı olarak gösterildi.
‘Terör uzmanı’ Ali Özcan ve kentsel dönüşüm alanı ilan edilen bazı mahallelerin muhtarları ile görüşülerek hazırlanan haberde, ‘kentsel dönüşüm projesinin’ ‘terör’ örgütlerinin sığınaklarını yok ettiği ileri sürüldü.
“Büyük şehirlerde kentsel dönüşüm projeleriyle yapılan toplu konutlar, çarpık şehirleşmeyi ortadan kaldırırken, suç ve terör örgütlerinin barınma alanlarını da yok ediyor. Gecekondu mahallelerinde yuvalanan kapkaç ve uyuşturucu şebekeleri, güvenliği sağlamış, düzenli yapılaşmalar içinde barınacak yer bulamıyor” ifadelerine yer verilen haberin proje kapsamına alınan mahallelerdeki ‘halk direnişlerinin’ arttığı bir dönemde çıkması ve halkla birlikte mücadele eden kitle örgütlerinin ‘halkı proveke etmekle’ suçlanması bu ‘direnişlerin kırılmaya çalışıldığını’ akla getirdi.
Suç batağı olarak gösteriliyor
Aylardır yıkıma ve polis işgaline karşı mücadele eden Başıbüyük Güzelleştirme ve Çevreyi Koruma Dernek Başkanı Adem Kaya, Zaman Gazetesi’nde daha öncede manşetten ‘gece kondu lobisi’ diye bir haber verildiği bu haberde de gecekonduların suç batağı olarak gösterildiğini hatırlattı. “Başıbüyük Mahallesi’nin muhtarı da Sulukule muhtarı gibi rant peşinde koşuyor ” diyen Kaya, muhtarlarının kendi halkına sözle saldırmaya çalıştığını belirterek, “Bunlar halktan yana değil halk düşmanıdır” diye konuştu. Daha önce de benzer açıklamalar yapan TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar hakkında suç durusunda bulunduklarını ancak davanın açılmadığını vurgulayan Başıbüyük Güzelleştirme ve Çevreyi Koruma Derneği’nden Lütfü Sel’ de, söz konusu haberle ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
Bu tür açıklamaların ve haberleri aslında ‘rantın’ kapısını açan bahaneler olduğunu belirten Sulukule Platformu temsilcilerinden Hacer Fogo ise, kentsel dönüşümün yoksulları kent dışına atan bir proje olduğuna değindi. Fogo, bu tür demeçler vermenin Erdoğan Bayraktar’ın işi olmadığını söyledi.
Asıl terörü onlar yapıyor
Mahallelilerin haklarını aramaya başlayarak seslerini yükselttiğinde mahallelilere ‘terörist’ dendiğine dikkat çeken İstanbul Mahalle Dernekleri Sözcüsü Erdoğan Yıldız, asıl terörün yıllarca emek vererek yaptıkları evlerinin ve mahallelerinin ellerinden alınması olduğunu dile getirdi.
Yetkililerin gereken güvenliği sağlayamayarak emekçi mahallelerde yaşayan vatandaşları suçlandığını ifade eden Yıldız, yapılan haberi şiddetle kınadıklarını vurguladı.
‘Kabul edilemez’
Yapılan haberin kabul edilemeyeceğini belirten İstanbul Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Üyesi Özer Beğenmiş, ülkenin sosyokültürel ekonomik yapısından kaynaklı sorunlarından dolayı insanların bu bölgelerde yaşadığını dile getirdi. İnsanların içinde bulundukları ekonomik durumlarından dolayı topluma suçlu olarak lanse etmenin yanlış olduğunu belirten Beğenmiş, “Bunları yaparken insanların yaşadığı yerlerden uzaklaştırmadan, potansiyel suçlu olarak görmeden ve bu alanları birilerine yeni rant alanları oluşturmadan yapmaları gerekir” diye konuştu.
‘Sosyal sorun bahane’
Çarpık kentleşmenin sonucu olan sosyal sorunların bahane edilerek rant projelerinin savunulmaya çalışıldığına dile getiren Mimarlar Odası Büyükkent Şube Başkanı Eyüp Muhcu, haberin yatırımcı bir grubun çıkarlarına hizmet edildiğini kaydetti. Kentsel Dönüşüm alanı ilan edilen bölgelerin dışında da benzer sorunların yoğun olarak yaşandığını vurgulayan Muhcu, buraların yenilenmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı olmadığını söyledi.
‘Sosyal sorun bahane’
Uygulanan projenin sorunları ortadan kaldırmayacağını aksine daha da körükleyeceğine dikkat çeken Muhcu, “Sürgün projeleri yerine halkın dahil edildiği yerinde değişimle toplumsal dayanışma sağlanarak sorunlar çözülebilir”dedi.
Eylem Lodos/ Yeşim Özdemir- (İstanbul/EVRENSEL)
*****************************
Malakanlar Kimlerdir? Who are the Molokans?
MALAKANLAR THE MOLOKANS
Kars ve çevresinde yaşamış bulunan bu gün sadece türkiyede evli kızları kalan veya türkiyede ki koşulları kabul ederek kalan ailelerden başka kimse kalmamıştır .
Bu topluluk rus olmaüsına karşın mezhepsel özellikelri gereği müslüman özellikle sünni – müslüman topluluklarla kolayca anlaşmıştır .
Türkiyeli Malakanların taürkiyeden toplu olarak ayrılmaları iki ayrı dönemde gerçekleşmişitir. bunlardan biri 1920 yılında ayrılmak durumunda kalanlar diiğeri de 1962 yılında ayrılarak anayurda sovyetler birliğine dönenlerdir.
Malakanların ve Dukhoborların, ağırlıklı olarak Malakanların türkiyede ki yaşamına geçmeden önce bu ilginç topluluğa ilişkin kimi ansiklopedik bilgileri vermekte yarar görmekteyiz.
Malakanlara ilişkin açıklamalar
Malakanizm Rusya’daki hristiyan tarikatlarından biridir. Bunların “Zionskii Pessenik, adını verdikleri bir ilahi ve dua kitapları bulunmaktadır. Bu kitap elle çoğaltılmıştır. çok fazla kullanılmadığından da az sayıdadır.
Bu gün bu tarikatın gerek Amerikada gerekse Asyada, Avrupada yandaşlarına rastlamak mümkündür.
Rusyadaki tarikatların geçmişi 1500 lü yıllara değin uzanmaktaysa da 17. ve 18 yüz yıllarda özellikle Ortodoks kilisesinin güçlendiği dönemlerde yaygınlık kazanmıştır. Gerek rus otokrasisinin gerekse Ortodoks kilisesinin baskılarından bunalan tarikatlar Sibirya, Altaylar, Trans Kafkasya, orta Asya, Beserbya ve Kırım’a kadar çok geniş bir alana dağıldılar. Bu mezhepler sadece yerleştikleri alanlardaki halkın kültürlerinden ve yerel koşullardan etkilenmemiş, kendi kültürleri ve davranış özellikleriyle de o yörenin gerek kültürel gerekse ekonomik yapısını etkilemiş, genellikle de bu etkileme olumlu yönde olmuştur. Bunun nedeni bu tarikat mensubu toplulukların gittikleri yörelere oranla daha gelişkin bir toplumdan geliyor olmalarıydı şüphesiz . Bu olumlu etkileri olan tarikatlardan biri ve önemlisi bizlerle komşuluk etmiş bir çok şeyde kars ve cevresindeki halka önderlik etmiş gelişmeleri tarımda ve hatta sanayiide bir çok yeniliği yöre halkına öğreten malakanlar olmuşlardır.
Malakanlar etnik köken itibariyle ağırlıklı olarak ruslardan oluşmaktaysa da bu mezhepten olup baska diğer milliyetlerden de oluşmaktadır.
Malakanlar Greko-Rus kilisesine bağlıdırlar .
Ama onlar içsel inançları itibariyle “Tanrı”nın tahta, taş veya diğer objelerle temsil edilerek ona ibadet edilmesini asla kabul etmemişlerdir. bunun yanında onlar tek otoritenin fikir ve imajına iman etmişlerdir.
Onlar insanın ruhunda yaşayan güçlü ve kadir-i mutlak bir tanrı inancına ibaret ederler. İkon ve haç gibi el yapımı şeylerin “Tanrı olmadığına onların ancak insanoğlunun abartısı “ olduğu inancındadırlar . bu nedenle de, haç, ikon gibi ibadet materyallerinin varlığını ortaya çıkışını anlamsız bulurlar .
Malakan dokrini batı protestanlığından etkilendi ancak bu kiliseyi de ruhban sınıflarından dolayı reddetti.
Bu doktrin 17. yüzyılda köylüler arasında ve dahası orta sınıfın alt kesimleri ve tüccarlar arasında Tambov, voronczh, saratov, penza’da ve Rusya’nın diğer merkezi eyaletlerinde çabucak yaygınlık kazandı.
Bu “inananları önceleri “İkonoklast” lar olarak adlandırdılar. Daha sonraları bu anlayışın ayrı topluluklarının oluşmasından sonra molakanlar olarak adlandırıldılar.
Bu adın verilme nedeni ise bu topluluk veya “tarikat“ ortodox kilisesinin oruçlarını kabul etmiyorlardı. Ortoodks öğretisine rağmen oruç zamanlarında da hayvansal gıdaları yedi, süt içtiler. İşte bu süt içme eylemi nedeniyle bu topluluğa süt içenler anlamına gelen “Molokon“ ismi verildi.
Eğemen Rus otokrasisi ve ortodox kilisesi bu farklı insanlardan hoşlanmadı. Bu topluluk üzerinde her türlü baskı ve zulüm denendi. Rus İmparatorlarından I. Aleksander’in imparatorluk tacı giymesinden sonra molokanlara yönelik “resmi“ uygulamalar değişti.
22 temmuz 1805 de imparator tarafından yayınlanan bir manifestoyla diğer tarikatlardan Dukhoborların yanı sıra Molokanlara da hamiyet gösterildi.Onların dinsel inançlarını özgürce yaşamalarına izin verilmiş oldu.
Ne var ki I.Nikola zamanında durum ağırlaştı. Bu tarikatların üzerine yeniden gidilmeye, haksız uygulamalara, sürgün ve tutuklamalara başlandı. Molokanların kendi geleneklerine uygun olarak hareket etmeleri, ibadet için bir araya gelmeleri hatta ortodox mezhebinden olanlar tarafından çalıştırılmaları, pasaport almaları, nüfusa kayıtlı oldukları yerlerden ayrılmaları yasaklandı.
1830 da ise Malakanların güney eyaletlerine gitmeleri ve orada yaşamaları da özel bir buyrukla yasaklandı.
Malakanların Rusya’ sadece transkafkasyaya yerleşmelerine izin verildi. Bu tarihten sonra Malakanlar ve Ukraynalı Dukhoborlar ın Rus ortodox “karası”ndan legal ayrılmaları başlamış oldu.
Türkiye ve İran’la hudud olan Tiflis, Erivan, Gence, Şamahı eyaletlerinin topraklarına molakan ve Dukhobor’ların yerleşimleri Kafkasya’daki kral naibinin kararıyla gerçekleşti.
Rus tarikatçıların Transkafkasyada sivil yerleşim birimlerinin oluşturulması 1840 ların başlarında ortaya çıktı.(İvan SEMYENOV)
Trans kafkasya yöresine özellikle Rus ordularının ulaşımında kolaylıklar sağlayabilmesi açısından ulaşım yolları üzerinde Gürcistandaki Ahıska bölgesinde 8 yeni yerleşim birimi kurulmasının yanında Ermenistan’ın kuzeybatısında Kars ve Erzurum yörelerinde yerleştirmeler oluşturuldu.
2. Aleksandr’ın yayınladığı bildiriler buralarda yerleşenlerin inançları ve ekonomik yönden gelişmelerine ve girişimde bulunmalarına yardım eden bir unusun oldu. Bu elverişli ortam nedeniyle kısa sürelerde bu yörelerde çiftlikler oluşturuldu toplulukların yaşam düzeyleri gözle görülür bir ölçüde gelişme gösterdi.
Bu balayı 19. yüzyılın sonunda başlatılan gündeme gelen zorunlu askerlik hizmetine kadar sürdü. Malakanlar askerliği insanların zalimliği olarak tanımlayıp askerlik yapmayı reddettiler. Bu yeniden Malakan halkının acı ve sıkıntı çekmesi demekti. Yeniden kaçış başlamıştı. O dönemde amerikan toprakları onlar için özgürce yaşanabilecek topraklardı. Bu Malakanların Kafkas-ardından Amerika, Kanada hatta Avustralya’ya göçüne yol açtı. Bir kısım Aile de yüz yıl başlarında Kars ve Doğu Rostov eyaletinin Salskii steplerine göçü de bu dönemde gerçekleşmiştir. Bunun nedeniyse toprak azlığıydı. Çünkü Molakan aileleri 12-15 kişilik nüfuslara ulaşmaya başlamıştı (I.SEMYONOV)
-----------------
Malakanlarla Dukhoborların tarikaları arasında fazla bir fark yoktur. Kendilerini ruh güreşçileri olarak tanımlayan Ukraynalı don kazaklarından oluşan bu mezhep de kilise ve çarın hışmına uğramışlardır. Onların dünya görüşleri yaşam tarzları da Malakanlar gibidir, şiddete karşı çıkan, ikonlara tapınmayı, ibadet etmeyi ve ruhban sınıfı kabul etmeyen insanca yaşamadan yana, komünal bir yaşamı savunan bir tarikattır. 1895 de çar onun askeri servisleri askeri birlikleri tarafından büyük baskılar uygulanmıştır.
Dukhoborların lideri Sibirya’da sürgüne gönderilen liderleri Peter V. Verigin ile onların sempatizanı ve destekçisi yazar Leo Tolstoy özgürlük ve insan haklarının yaygınlaşması için önemli mücadeleler vermişlerdir. Bunlar Malakan tarikatının alt gurubu olarak adlandırılabilir ve daha kapalıdırlar.
Malakan ktopluluğunun bir başka özelliği de yahudiler ve müslümanlar gibi domuz eti yememeyişleridir. Malakanlar domuz eti ve kabuklu deniz hayvarnlarını yemekten saymazlar. “Domuz eti et değildir” demektedirler.
Yukarıda kısaca tanımlamaya çalıştığımız bu topluluk hakkında pek bir araştırma yapılmış değildir. türkiyede bu konuda oldukça sınırlı sayıda araştırma ve gözlem kendi kişiiiiiisel yargıları da katılarak kimileri tarafından kaleme alınmıştır.
Bunlardan O Türk doğan şöyle der: ”Malakanlar, 1917 devrimiyle tercih hakkını kullanarak, rusyaya gitmeyip kars’ta yaşantılarını sürdürmeyi tercih etmişlerdir. Bu nedenle, cemaat komünizme karşı çıkmış, geleneklerine bağlı, dini bir gurup olarak kalmayı tercih etmiştir“ dermken gidenlerin tercih hakkını kullanarak gittiğini söylerken sanırım pek de doğruyu söylemiyor. neden doğru olmadığına ilişikin daha aşağıda açıklamalarımız yer alacaktır.
Yazar yazısının devamında “O tarihlerde Rus halkının inançlarına göre, haftarda iki gün süt içme geleneği varmış.Oysa topluluk bööyle bir perhiz inancına karaşı gelerek haftanının her fgününde de süt içiiiiilebileceğini ileri sürmüşler. İşte bu tarihi ayrılık bu noktadan başlamış. Rusça molok(süt) aanlamına geliyor. Molokan ise (süt içenler) veeya perhizi bozanlar analamını taşıyor.Young da aynı görüştedir. “Molokanlar veya (süt içenler) büyük ayarılıktan sonra büyük perhiz(lent) süresinice sütü kullanmakta ısrar eden rus ortodox sınıfıdır.”
Yazar malakanların inançlarının “salt bir hristiyan dinini temsil etmediğini, onların haç put ve ikonu kabul etmediğini belirterek, devamla “Hristiyan inançlarına uygun olarak domuz yemeleri gerekirken yemiyorlar, bu hususta sırf tevrat yasakladığı için domuz etini harakm sayıyorlar. Hata tevratın“ on emri “molokanizmin esas ilkesini oluşturur.” demektedir.
Bu on emir meselesi gerçektende önemli. Özellikle ilk hristiyanların tümünde bu arada süryani mezhebindede oldukça önemli bir yeri vardır. Diyarbakınr meryem Ana kilisesinde kiliisenin içerisinde hazreti musanının on emri tabelalara yazılmış yanyana dizilmiştir. böyle diye bu mezhebi nasıl hristiyan saymazsınız ki? Öyle bakarsanız, domuz eti yemediği, sünnet olduğu için yahudilerin aslında müslüman müslümanlarında yahudi olduğunu söyleyebilir misiniz / elbette ki hayır.
Bu konuya ilişkin incelemesinin devamında malakanların dokuz göbekten aşağısıyla evlenme yasağını yok sayarak gidenek kızıyla evlenenler olduğundan söz etmektedir. Elbette bu ilginç bir iddiadır ve burada yer almamaktaysa da sosyolojik çalışmasında umarız bu tesbiti, ne zaman, nerede yaptığı ve kimler olduğu yer almaktadır. Malakanların ikinci büyük göçü olan 1962 göçünün temelinde malakanların türklere özellikle terekemelere kızlarını vererek akrabalık kurmalarına karşın Terekemelerin malakanlara kız vermemeleri böylevce erkeklerin evlenmeyişleri nedeniyledir.
Domuz eti yemedikleri için Malakanları Hristiyan veya Yahudi kabul etmekte güçlük çektiğini yazan yazar bir başka yerde de ortodox olduklarını söylüyor - burada da kişisel yargılarını öne çıkarmaktadır.
Şimdi gelelim Malakanların Türkiye’den ilk ayrılışlarına.
Malakanlar 1917 ekim devriminin hemen öncesinde hemen çoğunlukla Bolşevik akıma sempati duymaktaydılar. Ya da en azından o dönemdeki askeri yetkililer bunu böyle görüyorlardı. Ekim devriminden sonra Kars –Ardahan -Batum yöresinde ortaya çıkan siyasel belirsizlik içerisinde Malakanlar içerisinde Bolşevik akımın önemli taraftar bulması da bu anlamda muhtemeldir. Ne var ki Türkiye’den ilk ayrılışları çok da isteyerek olmamıştır.
Malakanlar konusunda o dönemin siyasal gelişmelerini kazım Karabekir’in İstiklal harbimiz adlı yapıtta buluyoruz.
“21 de Rus sefiri Medivani veda ziyaretine geldi. Yarın trenle Erzurum ’a hareket edecek, oradan otomobil ile Ankara’ya.Medivani Kars ’ta bulunduğu 24 gün kadar misafirliğinde boş durmadı. Civar Malakan köylerinde gizli Bolşevik teşkilatı yaptı, Mustafa Suphi’nin heyetini idare etti, yola çıkardı. Bir sefirin Kars ’ta bu kadar müddet oturması ve civar köylerde dolaşması pek ayıp ve pek kaba bir hareketti. Kendi hallerinde çalışkan bir kavim olan Malakanları ifsad etmesi onların felaketine sebep oldu. Bu hakiki müstahsil sınıfın, zeriyat ve hayvancılıkta en ileri gitmiş bu cemaatin yerlerinde kalmasında ve daha iyisi Anadolu dahiline olmak üzere alınmasında fayda vardı, fakat Medivaninin ifadesile köylerde kızıl bayraklar, nümayişler daha Medivani varken başladı. Ben Medivaninin nazarı dikkatini celbederek Türk milletinin istiklalini kurtarmak için bütün emperyalist kuvvetlerle boğuşurken içimizden bizi devirmek isteyenleri de düşman addile tedbirler almaktan çekinmeyeceğini anlatmıştım. Vaziyeti Ankara Hükümetine lazımı gibi bildirdim ve artık memleketimizde Bolşevik nüfuz ve unsuru olan Malakanların bir müddet sonra hudut haricine çıkarılması ve yerlerine Türk muhacirleri alınması takarrür etti “(53) diyerek, yeni düzen için tehlikeli bulduğu Malakan topluluğunun sınırlar ötesine çıkartılması için harekete geçildiğini vurgulamıştır. Sonraki gelişmeler göstermiştir ki bu sorunun çözümü Malakanların can damarı olan askerlik sorununa yüklenmekte bulunulmuştur.
Sınırlar içerisinde kalan tüm Malakanların 20 ocak 1921tarihine değin Türkiye yi terk etmediği taktirde askere alınacağını mecliste karar altına aldırmış; bunun üzerine Malakanlar kitleler halinde anayurtları Sovyet Rusya topraklarına dönmüşlerdir. Malakanlara; onların Bolşevik etkisinde kalmalarına ve Türkiye’den uzaklaştırılmalarına ilişkin olarak Kâzım Karabekir anılarında;
“Malakanlar Ruslar zamanında dahi askerliğe gitmezlermiş, erkekleri hep sakallı. Umumiyetle iri vücutlu, canlı kanlı, sıhhat numunesi insanlar. Elbise ve vücutları temiz. Hayvanları kadana, arabaları çok eşya alır, dört tekerlekli, büyük ve sağlam. Ziraat, ekme, biçme aletleri hep son sistem, yalnız kuvvei ceriye beygirdir. Kan dökmek en büyük günah imiş, harpte dahi olsa. Ben onları yalnız nakliyede kullanıyordum. Buna dahi itiraz ediyorlardı. Karsın her tarafında şoseler boyunca uzanan bu köylüler teşvikatla Bolşevik teşkilatına başlayarak bugün gösterdikleri samimi hayatlarını bozmaya da başlamışlardı.”(İstiklal harbimiz sf.953)
, ”Ruslar (ın) bizi.......Kars ve havalisindeki Malakan lara bazı ufak tefek harekat yaptırarak bu harekatı Bolşevik cereyanı şeklinde göstererek himaye etmek....suretice izaleye çalışacakları.....”(a.g.e sf.972)
“Kars konferansı esnasında Ganyeski pek haşin ve kabalık gösteriyordu. Hatta bir gün 10 teşrinevvel’de basit bir meselede(Türk köylerinden isteyenlerin gelmesine mukabil Malakan köylüleri göndereceğimizi) söylediğim zaman :Bu hakarettir, umuru dahiliyemize müdahaledir, bu teklif geri alınmalıdır, gibi kavgaya kalktı.”(a.g.e1013)
Ve son nokta:
“Malakanların en nihayet 20 kânunusaniye kadar memleketimizden çıkmadıkları halde katiyen askere alınacakları hakkında Ankara’dan emir geldi. Kars Rus Sovyet konsolosu Norman ziyaretime geldi. Malakan ların askere alınması halinde Rusya’daki Türk tebaasının da askere alınacağını söyledi. Cevaben hükümetimiz 20 kânunusaniye kadar müddet temdid etmiştir, bundan sonra gitmezlerse askere alınacaklardır, artık bence yapılacak bir şey olmadığını söyledim. “(a.g.e. sf.1055)*
Görüldüğü üzere kars ve çevresindeki büyük malakan gurup kendi istekleri ile gitmemiş gönderilmişlerdir.
** M.F.Kırzıoğlu da oğuzca olmayan kelimelerden söz ederken şöyle demektedir.
Bunlara en çok Kars ilinin (Çıldır, Arpaçay, Digor, Tuzluca ve Iğdır gibi doğu bölümündeki kazaların Ayrım, Khılalı, Terekeme ve Karapapak boylarının yaşadığı köylerde çok rastlıyoruz.”Azerbaycan“ lehçesi ile görüşen buradaki köylülere mahsus ve Kars-Kağızman –Ardahan yerlilerinin kullanmadığı şu kelimeler ....” diyerek bu halkın dilinde yaşayan Moğolca sözcüklere atıfta bulunmaktadır (Kars tarihi) sf. 464 dipnot 22
************************************
HOÇUVAN HASKÖY OLAĞAN KONGRESİNİ YAPTI
04-05-08 pazar günü öğle saatlerinde başlayan kongre akşam 16-17’ye kadar sürdü. İki başkan adayının yarıştığı kongrede önceki dönemde başkan yardımcısı ve iş adamı olan Halit Avşar’ın oluşturduğu liste 55 oy (155 oy ) farkla seçimi kazandı.
Emekli öğretmen Asker Yavuz’un başkanlık ettiği liste ise 106 oy alarak dernekte yarıya yakın bir güce sahip olduğunu ispatladı.
Sonuçlar açıklandığında bir açıklama yapan Hoçuvan Dernekler Federasyonu başkanı ve Hasköy Eski dernek başkanı Osman Avşar her iki başkan adayının demokratik bir hizmet yarışına girdiklerini kazanan kayb eden diye bir şeyin olmadığını önemli olan sahip oldukları kitle ve halk olduğunu söyleyerek demokratik bir hizmet yarışı çıkardıkları için her iki başkan adayını da kutladıklarını söylediler.
Başkanlığa seçilen Halit Avşar kendisine oy veren vermeyen tüm üyelere teşekkür ettikten sonra derneği daha iyi bir konuma taşımak için ellerinden gelen her tür çabayı göstereceklerini söyledi. Burada kaybetme ya da kazanma önemli değil diyen Avşar Hasköy halkının iradesine saygı duyduklarını üyelerinin kendilerine verdikleri görevi laikiyle yerine getirmeye çalışacaklarını bundan dolayı tüm üyelere teşekkür ettiğni söyledi.
Aynı şekilde bir açıklama yapan Asker Yavuz halkın iradesine saygı gösterdiklerini demokratik bir yarışın olduğunu kazanan başkan adayını kutladıklarını söyleyerek burada önemli olan durumun halka hizmet olduğunu söyledi. Yavuz, derneğimiz için üzerimize düşen her neyse her zaman olduğu gibi yine eksiksiz bir şekilde yerine getirmeye çalışacaklarını söyleyerek Halit Avşar’ı kutladı ve yeni yönetime hayırlı olsun dileklerini iletti.
Yeni yönetim:
Halit Avşar- (Başkan)
Ziyaddin Yılmaz
Süleyman Avşar
Ünal Yılmaz
Çiğdem Avşar
Yasin Sönmez
Necati Yılmaz
Doğu Kültür gazetesi olarak yeni yönetimi kutluyor başarılar diliyoruz.
**********************************
Hoçvan Aşağı Kurdoğlu Köyü Kurucular kurulunu oluşturdu.
27-04-08 Pazar günü akşam saatlerinde Hoçuvan Hasköy Derneğinde bir araya gelen Kurdoğlular derneği kuracak yönetimi ve kurucular kurulunu belirlediler.
Yönetim kurulu:
Ayvaz yıldırım
Erdoğan yıldırım
Naim Yıldız
Caner Yıldırım
İlkin Yıldırım
Murat Yıldız
İmdat Yıldız
Oluşan yeni yönetim derneği kurma, dernek yerinin belirlenmesi, derneğin bütçesi vb. işler yanında yasal sürecin tamamlanması için gereken her tür işlemi yapma kararı aldı. Yasallaşma süreci bitip dernek rayına oturur oturmaz tüm köylülerin katılacağı bir toplantıyı organize edeceklerini belirten yeni yönetim dernekleşme ile ilgili işlemler biter bitmez toplantı zamanını belirleyip hep birlikte bir araya geleceğiz dediler.
Toplantının açılışında divan başkanlığı yapan Ayvaz Yıldırım yaptığı kısa konuşmada günümüz itibarı ile kurumsallaşmanın şart olduğunu metropollerdeki yaşamın kültürümüz başta olmak üzere bizi bir çok problemle karşı karşıya getirdiğini beyan ederek insan toplumsal bir varlıktır, hepimiz bir aileyiz bu ailenin reiside derneğimizdir. Günümüz koşulları itibarı ile dernekleşme olmadan hiçbir sorunumuza kalıcı ve doğru çözümler bulamayız dedi. Ve toplantıya katılan herkese teşekkür etti.
Hoçuvan Dernekler Federasyonu Kurucular kurulu Başkanı ve Aynı zamanda Hasköy dernek Başkanı olan Osman Avşar da toplantıya katıldı. Kurdoğluları tebrik etti.
Avşar yaptığı konuşmada dernekçiliğin fedakarlık demek olduğunu, günümüzde örgütsüz, kurumsuz hiç kimsenin ve hiçbir toplumsal yapının ayakta duramıyacağını belirttikten sonra, süreç içerisinde ne kadar yaralı bir iş yaptığınızı görecek ve zaman geçtikçe her konuda birlikte hareket ederek birlik ve beraberliği sağlayarak her konuda daha iyi bir gelişeme seyri yakalayacaksınız dedi.
Her işte başalngıcın zor olduğunu belirten Avşar Hasköyün kuruluş sürecinde bir-iki yıl atıl kaldığını ama geldiğimiz süreç itibarı ile plan proje üretme ve toplumu yürütmede en ön sıralarda yer aldığını, Hoç-Fed gibi bir çok ilk’e imza attığını söyleyerek süreçte yaşanabilecek sıkıntıları ve başarıları anlattı ve başarılar diledi.
Naim Yıldız; Erdoğan Yıldırım; Caner Yıldırım ve toplantıya katılan herkes derneğin daha iyi bir işleve sahip olması için görüşlerini beyan ettiler, gördükleri eksiklik ve aksaklıkları ortaya koydular.
Oluşan kurcular kurulu ve yönetim başta olmak üzere tüm kararlar toplantıya katılan her kes tarafından kabul edildi. Böylece tüm köyün onayı ve katılımı ile Kurdoğlu’lar dernekleşme açısından en önemli adımı attıkları gibi güçlü bir dernek olacaklarını da ortaya koydular.
HEMŞEHRİLERİMİZİ UĞURLADIK:
Değerli bir halk ozanımız olan yurt içi ve yurt dışında tanınan Dengbej Asker Demirbaş ın oğlu ERBAY DEMİRBAŞ beyindeki damar tıkanıklığı nedeni ile iki hafta önce yoğun bakıma alınmıştı. Yoğun bakımda yaklaşık 12-13 gün kalan Demirbaş 11-04-08 günü vefat etti.
Aynı zamanda sanatçı olan ve Kürt halk müziği ile ulusal bazda tanınan Remzi Demirbaş ın kardeşi olan Erbay Demirbaş vefatının ardından dün öğle saatlerinde 12-04-08 günü Arnavutköy e bağlı Boğazköy Camisinden kılınan öğle namazının ardından Boğazköy mezarlığında defnedildi.
Yine bu ayın başında silahlı saldırı sonucu ağır yaralanan ve bir haftaya yakın komada kalan Emlakçı Şenol Bağcı da kurtulmayarak vefat etti. (11-04-08). Bağcının Cenazesi Hoçuvan Hasköy derneğinde yapılan törenin ardından Esenyurtta kılınan cenaze namazından sonra toprağa verildi.
Her iki cenazeyi uğurlarken tüm Hoçuvan halkı oradaydı. Bağcının cenazesinde tüm organizasyonu yemek dahil Hasköy derneği yaparken , Demirbaşın cenazesinde ise cenazeye katılan herkes Boğazköy Lades tesislerinde ağırlandı. Tüm Cenazelerimizde adet olduğu gibi burada da gelen tüm hemşehrilerimize yemek verildi ve ağırlandılar.
Her iki cenazede cemaat çok kalabalıktı ve neredeyse tüm hoçvanlılar cenazedeydi.
Başkan Önder Aktürk Takdir edildi:
Vefat eden iki hemşehrimiz de binbaşarlıydı. Gerek Hastane sürecinde gerekse cenazelerin kaldırılması esnasında Binbaşar (Murkan) dernek Başkanı Aktürk işini gücünü bırakarak hem vefat eden hastalarla, hem de gelen herkesle ilgilenmesi dikkatlerden kaçmadı. Üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.
Hasköy Derneğindeki organizasyondan Ladesteki ağırlamaya kadar tüm hemşehrilerimizi kusursuz ağırladı ve işte başkan dediğin insan böyle olur dedirtti. Halkın ve üyelerin sorunu ciddi anlamda Aktürk ün sorunu...
Binbaşar derneği başkan ve yönetim olarak tüm etkinliklerde ön sıralarda olduğu gibi aynı zamanda faaliyetleri ilde örnek bir dernek.
Hoçuvan Dernekler Federasyonu (Hoc-Fed) Cenazelerdeydi:
Bundan sonra ölümde düğünde, hüzün ve sevincimizde yalnız değiliz. Bir yıla yakındır yapılan toplantılar sonucu derneği Olan tüm Hoçuvan köylerinin bir araya gelmesiyle oluşan Hoc-Fed daha resmileşmeden tüm toplumsal etkinliklerde üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor.
Cenazelerde ve toplumsal etkinliklerde çoğu insanımız federasyonu konuşuyor. Federasyon toplumumuza moral ve kültürel değerler başta olmak üzere, toplumun toparlanması açısından önemli bir yer tutmaya başladı.
Ölen tüm hemşehrilerimize Allahtan Rahmet, Yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Yusuf Sit- Dogu Kültür Gazetesi
ysit@babilmedya.com
|