site001.jpg

1-habeler 2008
2-haberler 2008
3-haberler 2008
taslak
İletişim

taslak


KUMKAPI’YA CEZA EVİ , GALATA KÖPRÜSÜN’E KRİZ DARBESİ

2009’a girerken bir çok sektörde olduğu gibi turizm ve restaurant sektörü de büyük bir darbe ve yara alarak yeni yıla girmektedir. Yaptıkları yatırımlarla galata köprüsünü hem mimari açıdan hem kalite açısından mükemmel bir konuma taşıyan galata esnafı 2001 krizine benzer bir krize yakalandılar.

mavibalik.jpg

Krizle birlikte işleri yüzde 70-80 oranında düşen galata esnafı kiraların yüksek olması bir yana sermayelerini de adeta krizle birlikte Galata’nın soğuk sularına gömdüler.

Galata esnafı derneklerinin bir an önce toplanıp başta kira sorunu olmak üzere sorunları ile ilgili ne tür çözümlerin bulunabileceği konusunda hem arayış içinde hem de derneğin tüm galata esnafı düşmeden bir an önce çözüm üretmesini beklediklerini dile getirdiler.

Öte yandan İstanbul’un en önemli turizm merkezi olan ve restaurant’ları ile ünlü semti Kumkapı da esnaf ve işvereni isyan ettiren uygulamalar hayata geçirildi.

Bölgenin en eski tarihi binası olan Kumkapı Adliyesi boşaltılmasının ardından turizme kazandırılacağı yerde yerine ceza evi yapıldı. Kumkapı esnafı AKP iktidarının bu tür uygulamaları kasten yaptığını burada müşteri ve iş potansiyelini yüzde yüz etkileyen bu cezaevinin derhal kumkapı’dan kaldırılmasını istemektedirler. Kumkapı esnafı bu uygulama ile AKP’nin vatandaşın gelişmesi gelirinin artmasının aksine vatandaşın çökmesi yönünde sinsi plan ve projeler olduğunu bu tür uygulama ve planların bilinçli bir şekilde hayata geçirildiğini, hem milletin hem de devletin büyük bir zarara ve kayba uğratıldığını belirttiler. Bu durumu protesto etmek için bölgede bir çok protesto ve etkinlik yapıldı. Yapılmaktadır.

Binlerce insana iş veren ve istihdam sağlayan bu alanlar için acil çözüm üretilmezse en kısa zamanda hem yatırım yapan iş adamaları ve esnaf hem de çalışanlar büyük bir darbe almaktadırlar. Trilyonlarca liralık yatırımlar çöpe insanlarımız işsizliğe ve yoksulluğa mahküm edilmektedirler…

DÜNYANIN EN ÖRGÜTLÜ EN DONANIMLI TERÖR ÖRGÜTÜ İSRAİL

Adil bir barış teklif edildi de Filistinliler kabul mu etmedi?
İsrail’le savunma ittifakı da neyin nesi?

insanlik-israil-i-lanetliyor-medium-0.jpg

İsrail'in Cumartesi günü başlayan saldırısı sürüyor. Dolayısıyla ölümler ve yıkım da artıyor. Ama vahşeti durdurmak için parmağını kımıldatan bile yok nerdeyse. Hakan Albayrak, Yeni Şafak'taki yazısında 'Siyonist işbirlikçiliğine son!' demiş:

Allah'a ve Kıyamet Günü'ne inanan milletvekillerinin Filistin'de akan Müslüman kanını hiçe sayarcasına "Türkiye-İsrail Dostluk Grubu"na doluşmaları olacak şey değildi, ama oldu...

Katil İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde barış edebiyatı yaptırmak ve onu ayakta alkışlamak olacak iş değildi, ama oldu...

İsrail Başkasabı Ehud Olmert'i Ankara'da barış gündemiyle ağırlamak olacak iş değildi, ama oldu...

Yıllardır süren bu aymazlık nihayet sona erecek mi?

İsrail'in barışa metelik vermediği ve asla vermeyeceği, Siyonist İşgal Rejimi'ni diplomasi marifetiyle yola getirmenin mümkün olmadığı, varlığını zulme borçlu olan bu devlet kılıklı terör örgütünün zulümden asla vazgeçemeyeceği, bunu kendi iradesiyle yapamayacağı, tabiatı gereği zulme mecbur olduğu, ancak zor kullanılarak yola getirilebileceği nihayet anlaşılacak mı?

İsrail'e karşı gereken tavır alınacak mı nihayet?

Dün İstanbul Beyazıt Meydanı'nda ve Türkiye'nin dört bir yanındaki meydanlarda İsrail'e lanet okurken onun zulmüne şu veya bu şekilde ortak olan yahut çanak tutan yahut gereken tepkiyi göstermeyen devlet ricalini de sert bir şekilde kınayan halkın sesine kulak verilecek mi?

Türkiye semaları, Gazze'ye ölüm yağdıran İsrail Hava Kuvvetleri pilotlarının idmanlarına kapatılacak mı?

Akdeniz'deki mutat Türkiye-İsrail-ABD ortak askeri tatbikatlarına son verilecek mi?

Türkiye-İsrail Savunma İşbirliği Anlaşması yırtılıp çöpe atılacak mı?

AK Parti'li milletvekilleri 'Soykırımcı Siyonistlerle Dostluk Grubu'nu terk edecek mi?

Yoksa Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan'ın Gazze'de bir gün içinde 200'ü aşkın masum insanı hunharca katleden İsrail'e tepki demeçleri basit birer sitem olarak mı kalacak? (...)

Yeri gelmişken: "Nedir bu savunma ittifakı? İsrail'le hangi ortak düşmanlarımız var ki onunla savunma ittifakı kurduk? Filistin halkı mı ortak düşman? Suriye mi? İran mı? Türkiye semalarında idman yapan İsrail savaş pilotları bizim kardeşlerimizden başka kimi bombalayabilir ki? Gazze halkının 'en iyi şekilde bombalanmasına' hizmet etmek değilse nedir İsrail'le savunma ittifakı?" diye soru önergesi verecek bir milletvekili çıkmayacak mı
Allah aşkına?



xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
İsrail'i protestolar tüm dünyaya yayılıyor

İnsanlık İsrail'i lanetliyor

[-] Normal [+] Dünya Tavsiye Et Yazdır Paylaş Yorum Yaz İnsanlık İsrail'i lanetliyor
İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği katlimalara tüm dünyadan tepki çığ gibi büyüyor. İslam dünyasının yanısıra Yunanistan, İngiltere, Fransa, Hollanda, Finlandiya, Almanya, İsviçre, Yunanistan, Venezuella, Şili, Meksika, Küba,Japonya, Çin, Güney Kore'den İsrail'e lanet yağdı. Avrupa ve Amerika kıtasındaki protestoların bir benzeri Güney Kore'de de düzenlendi. Güney Kore'de göstericiler, "Gerçek Terörist İsrail" pankartları taşıdı.

Avrupa da ayakta
Yunanistan'ın başkenti Atina'da, İsrail Büyükelçiliği önünde toplanan protestocular Gazze'ye saldırıyı kınayan sloganlar attı. Protestocular, "Gazze'deki şiddetin ve İsrail işgalinin bir an önce son bulmasının" talep edildiği bildiri dağıttığı belirtildi. Haberlerde, gruptan kopan ve bölgedeki Çevik Kuvvet (MAT) ekiplerinin oluşturduğu kordonu aşarak elçilikteki İsrail bayrağını gönderden indirmek isteyenlerle güvenlik ekipleri arasında arbede yaşandığı kaydedildi. Polisin, bayrağa zarar veren 3 kişiyi gözaltına aldığı belirtildi.

İsrail'in Gazze katliamı, Almanya'nın Hamburg kentinde de bir yürüyüşle protesto edildi.Hamburg'un en işlek meydanlarından Gerhard-Hauptmann-Platz'da toplanan göstericiler daha sonra yürüyüş düzenledi. Çok sayıda Türkün de katıldığı protesto yürüyüşünde İsrail aleyhine sloganlar atan ve pankartlar taşıyan göstericiler, Filistin ve Türk bayrakları da taşıdı. İngiltere'nin başkenti Londra'da İsrail Büyükelçiliği önünde düzenlenen gösteride çıkan olaylar sonrasında polis 7 kişiyi gözaltına aldı. İsrail'in saldırılarını protesto için düzenlenen gösterilere 4 bin kişi katıldı. İsveç'in başkenti Stockholm, ve diğer bazı İskandinav kentlerinde de daha protesto gösterileri düzenlendi.

Mısır, Türkiye,Sudan, Bangladeş, Pakistan, Endonezya, Malezya, Lübnan, Yemen, Ürdün, Irak, İran ve Cezayir'de yine onbinler sokaklara dökülerek, Siyonist güçlerin gerçekleştirdiği soykırıma tepki gösterdi.Göstericiler, Siyonizm aleyhine sloganlar atıp, ABD ve İsrail bayrakları yaktılar. Ayrıca hükümetlerini harekete geçmeye çağırdılar.

Nasrallah 3. İntifa'da çağrısı yaptı
Başkent Beyrut'ta, İsrail'i protesto için toplanan onbinlerce kalabalığa telekonferans yoluyla hitap eden Hizbullah lideri Nasrallah, Filistinlilere üçüncü intifada çağrısında bulundu. Nasrallah, "Filistin liderlerine ortak çağrıda bulunarak üçüncü intifadanın başlatılması talebinde bulundu. Öte yandan başkent Beyrut'taki bir futbol sahasında toplanan binlerce Hizbullah yandaşı, Hizbullah ve Filistin bayrakları taşıyarak "İsrail'e ölüm, Amerika'ya ölüm", "Allah Nasrallah'tan razı olsun" sloganları attı. Televizyondan destekçilerine seslenen Hizbullah lideri Şeyh Hassan Nasrallah ise, "Gazze yalnız değildir... Ve Gazzeliler yalnız değildir. Bugün burada, en iğrenç düşmanın eline düşen Gazze'deki kurbanların yasını tutmak için toplanıyoruz" dedi.

Arap ülkelerine tepki
Nasrallah, "Allah, Gazze'de hayatını kaybedenlerden razı olsun. Onlar Filistin'in gurur kaynağı olan şehitlerdir" ifadelerini kullandı. Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman'ın, Arap Birliği'nin acilen toplanması için Arap ülkelerine baskı yapmasını isteyen Nasrallah, Amerika'yı da sert şekilde eleştirdi. Nasrallah, "Arap başkentlerini kimlerin yönettiği, iktidardakilerin kim olduğu, İslamcı, milliyetçi veya komünist olması ABD'nin umurunda değil. Peki mesele nedir? Bu, sizin (Arap ülkelerinin) onlara ucuz petrol verme meselesidir" dedi. Cumartesi günü ise Hamas'ın sürgündeki lideri Halid Meşal, El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, yeni bir intifadanın başlatılmasını istemişti. Filistinlilerin İsrail'in işgaline direnişi olan intifadalardan ilki 1987, ikincisi ise 2000 yılında olmuştu.

Beyrut'ta, İsrail'i protesto için toplanan binlerce kalabalığa telekonferans yoluyla hitap eden Hizbullah lideri Nasrallah, Filistinlilere üçüncü intifada çağrısında bulundu.

Konuşmasında Hizbullah lideri Şeyh Hassan Nasrallah, "Gazze yalnız değildir. Ve Gazzeliler yalnız değildir. Bugün burada, en iğrenç düşmanın eline düşen Gazze'deki kurbanların yasını tutmak için toplanıyoruz. Allah, Gazze'de hayatını kaybedenlerden razı olsun. Onlar Filistin'in gurur kaynağı olan şehitlerdir" ifadelerini kullandı.



xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

DÜNYANIN EN ÖRGÜTLÜ EN DONANIMLI TERÖR ÖRGÜTÜ İSRAİL

"İsrail bir devlet gibi değil, adeta bir savaş makinesi gibi davranıyor. (...) İsrail'in yaptıklarını Hamas'ın radikalliğiyle vs. açıklamak abes. Hamas yokken Filistinlilere daha insanî mi davranıyordu İsrail hükümetleri? Filistin'i 1967'de Hamas var diye mi işgal etti, Sabra ve Şatilla, Filistin kamplarında binlerce kişiyi Hamas yanlısı olduğu için mi katletti? İşgal altındaki sokaklarda Hamas'ın çocuklarının üzerine mi tanklarını sürdü?

Medyamızda bir Hamas eleştirisidir gidiyor. Sanki İsrail sözcülerinin iki gündür anlattıkları gibi Gazze'yi kan gölüne çeviren Hamas. Bu yazarları okursanız bütün bunlar Hamas'ın bir tezgâhı. Saldırı hazırlıklarının aylar öncesinden yapıldığı, saldırı emrinin bile haftalar öncesine dayandığı bir olayda bütün faturayı Hamas'a keserek İsrail'i temize çıkarmak ne gazetecilikle ne gerçeğe saygıyla bağdaşır; kimse de inanmaz size... (...)

Başbakan Erdoğan; 'Yapılan bize karşı da saygısızlıktır' derken de haklıdır, İsrail'in yaptıklarını 'insanlık suçu' olarak nitelerken de. Başka ne denilebilir ki buna? 'Çok sert' bulmuşlar Başbakan'ın bu tepkisini de 'devlet adamlığı' tavsiyesinde bulunuyor birileri. Nedir devlet adamından beklenen peki? Duyarsız davranmak, ortada olmak, tavır almamak mı? Başbakan'ın bunu yapmasına hiç gerek yok aslında. Gazetecilerimiz, akademisyenlerimiz bunu fazlasıyla yapıyor; İsrail'in vahşetini kınamak, bu vahşi davranışın köklerini anlamak, uluslararası toplumu harekete geçirmek yerine Hamas'ın ne kadar kötü olduğunu anlatıyorlar.

Beyler! Saldırıya uğrayan, sadece bugün değil on yıllardır saldırıya uğrayan, ülkesi işgal edilen, yüz binlercesi sürülen, katledilen, aç bırakılan, süründürülen, onursuzca yaşamaya mahkûm edilenler Filistinliler!"

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Filistin, Arapların dilinde sadece sakız

Ceyda Karan, Ortadoğu'yu iyi tanıyan bir isim. Radikal'deki yazısının başlığı da, 'Araplar iğneyi İsrail'e çuvaldızı kendilerine batırsın':

'İğneyi başkasına, çuvaldızı kendine batır' derler. Bugünlerde Gazze'de yaşananlara bakıp Arapların kendi kendilerine tekrarlaması icap eden deyim bu olsa gerek. Görün bakın, Gazze'yi, başta lider geçinen Mısır olmak üzere, bütün Arap diktatörlükleri ile monarşileri bir iki gak guk eşliğinde oturup seyreyleyecek. Şimdiye dek yaptıkları gibi... İnsanlık sınırlarını zorlayan bir operasyonu kınamamak elde değil. Lakin yaşananlara sebep olan politikaları anlayamadıktan sonra ahlanıp vahlanmak ne işe yarar? (...)

Hamas 'elinden gelen her şeyi' yaptı. Batılılar 'demokrasi dedi, seçime girdi kazandı'. Sonrasında İsrail'in hiç de işine gelmeyen türden 'adil barış' mesajları yolladı. Gel gör ki, İsrail'in hesapları vakti zamanında Fetih'e karşı yaratılmasına büyük katkı yaptığı Hamas'ınkiyle uyuşmadı. (...)

Hamas, İsrail'in feci Lübnan yenilgisiyle Hizbullah'tan feyz alıp 2007 yazında Fetih'i kovduğu Gazze'ye konuşlandı. (...) Hamas Gazze'den Fetih'i çıkartınca, İsrailliler Batı Şeria'daki Abbas yönetimiyle Olmert'in 'acılı tavizler' dediği İsrail'e pahalıya patlayan yerleşimlerden çekilme karşılığı barışı tartışmaya açtı, zaten çekilme ile gözden çıkarttıkları Gazze'de ise önce topu Araplara yuvarladı. Geçen ocakta aç sefil Gazzelilerin Mısır'la aralarındaki Refah sınırını buldozerlerle ezip karşı tarafa geçmesini anımsayın. Zorda kalan Mısır, Filistinlilere ancak bir süre 'tahammül gösterdi!' (...)

İsrail şimdi son operasyonu burnunun dibinde 'ikinci bir Hizbullah' olmaması için yapıyor. Tevekkeli değil, Haaretz'e göre Gazze operasyonu için düğmeye taa altı ay öncesinden basmışlar. Cumartesi günkü hedeflerden birinin polis akademisinin (Filistin için bir nevi harp okulu) mezuniyet töreni olması pek manidar. (...)

Filistin sorununun ulaştığı aşamayı anlamak isteyenler, asıl yıllardır mütemadiyen abluka altında tutulan Gazze için hiçbir şey yapmayan Araplara bakmalı. Gazzelilere ablukanın sona ermesi için öfkeli bir açıklama, İsrail'e yahut ABD'ye yoğun bir baskı yapan bir Arap ülkesi işittiniz mi?

ABD merkezli Özgür Gazze Hareketi'nden dört gemi, bu yıl İsrail'in denizden ablukasını delip insani yardım ulaştırdı. Buna yeltenen tek Arap ülkesi Libya oldu. Onlar da İsrail, 'diplomatik ilişkimiz yok' resti çeker çekmez rotalarını Güney Kıbrıs'a çevirdi.

Kıssadan hisse... Filistin, Arapların dillerinde sadece sakız. İsrail içinse kendi çözümsüzlüğün tezahürü...


SİYONİST REJİM İSLAM ALEMİ VE DÜNYA İLE DALGA GEÇİYOR

TÜRKİYE’NİN VE AKP’NİN TUTUMUNDAN DOLAYI YAHUDİLER ORTA-DOĞU’DA İSTEDİKLERİ GİBİ AT OYNATIYORLAR.

yan3.jpg

AKP’li vekiller başta olmak üzere TBMM de kurulan dostluk gurupları, bir taraftan Orta Asya’dan gelen boru hatlarının Akdeniz’den İsraile taşınması gibi ihanet projeleri, bir taraftan ülkemizdeki toprakların gizli ve açıktan Yahudilere satılması, öte yandan ata dedelerimizin topraklarında (Kuzey Irakta ve Irakta) Yahudilerin istedikleri gibi at oynatması, din – iman diyerek halkın oylarını alan AKP, Türkiye’yi oyuncak durumuna getirdiği gibi, Siyonistleri de iyice şımarttı. Başta Yahudiler olmak üzere canı isteyen ülkemizle istediği gibi oynuyor.

Sadece Müslümanlar değil tüm insanlığın siyonizme karşı tavır alması ve yaptırım geliştirmesi artık bir zorunluluktur.

Türk halkının artık Siyonistlere uşaklık yapan kişi ve kurumları lağv etmesi deşifre etmesi bir ihtiyaçtır, bir zorunluluktur.

Türkiye’de siyonizmi gündemine almayan hiçbir parti ve sivil harekatı Türk halkının dikate almaması ve inanmaması gerekmektedir.

gazze-2dsaldiri-small.jpg

Filistin halkının kırılmasında, köleleştirilmesinde Mısır arap halkına ihanet ettiği gibi, işbirlikçi Arap rejimleri de Siyonist rejim kadar suçludurlar.

Siyonistler ve bölgedeki uşakları yüz yıldan fazladır Kürt halkını ve Filistin halkını birlikte vuruyorlar…

İSRAİL’in Gazze saldırısından 5 gün önce Başbakan Olmert Ankara’yı, Dışişleri Bakanı Livni ise 2 gün önce Kahire’yi ziyaret etti.

‘Saldırmayacağız’ garantisi alan Erdoğan bu yüzden kendisini aldatılmış hissetti ve İsrail’i saygısızlıkla suçladı. Mısır ise Arap kamuoyunu ikna edemedi.

ÇÜNKÜ Mısır lideri Mübarek, Hamas’a ‘Livni söz verdi, 48 saat içinde saldırı olmayacak’ demiş. En çok kaybın verildiği polis okulundaki mezuniyet töreni bu güvenceyle düzenlenmiş, herkes işine gitmişti. Bu yüzden Arap dünyası, Mısır’ın Filistin’e ihanet ettiğini düşünüyor.

Hamas füzeleri

Ankara’ya gelen Mısır Dışişleri Bakanı Abu Al-Gayt ile basın toplantısı düzenleyen Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin arabuluculuğunu yaptığı Suriye-İsrail barış görüşmelerinin bundan böyle devam etmeyeceğini ve Filistin’e saldıran bir İsrail ile bölgesel barışın gerçekleşmeyeceğini söyledi.

Babacan ve meslektaşı Abu Al-Gayt İsrail saldırısı öncesinde Ankara ve Kahire’nin tavrına açıklık getirmeye çalıştı. Çünkü bu saldırıdan 5 gün önce İsrail Başbakanı Olmert Ankara’da, Dışişleri Bakanı Livni ise saldırıdan iki gün önce Kahire’de idi. Mısır lideri Mübarek ve Başbakan Erdoğan, Olmert ve Livni’den aldıkları ‘saldırmayacağız’ garantilerini Hamas ve bölge liderlerine ilettiler. İşte bu nedenle kendini aldatılmış bulan Başbakan Erdoğan ilk tepkisinde İsrail’i saygısızlıkla suçladı.

Mısır ise tüm açıklamalarına rağmen Filistinliler ve genel olarak Arap kamuoyu tarafından ihanetle ve İsrail ile işbirliği yapmakla suçlanıyor. Çünkü Mübarek; Hamas liderlerine ‘Livni söz verdi, İsrail 48 saat içinde saldırmayacak’ demiş. Ve Mübarek’e inanan Hamas liderleri polis okulunda mezuniyet törenini düzenlemiş ve herkes normal işine gitmişti. İşte bunu kollayan İsrail bildik saldrılarını yaparak Filistinlilere bunca zarar verdi.

İşte bu nedenle saldırının ilk anından itibaren benimle konuşan Arap radyo ve televizyonları Türkiye’nin tutumu ile ilgili olarak sorular soruyor ve Başbakan Erdoğan’ın İsrail ile ilgili ‘saygısızlık’ suçlamasının perde arkasını merak ediyor. Yani daha açık bir ifade ile Arap kamuoyu Türkiye’nin İsrail’in oyununa gelip gelmediğini ve bundan böyle Ankara’nın Tel Aviv’e ne kadar güvenip güvenmeyeceğini merak ediyor.

İşte bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanı Babacan ve diğerlerinin tüm söylemleri son 5 yılda bölgede kazanılan Türkiye’nin prestij ve saygınlığı ve gelecekteki bölgesel rolü açısından çok önemlidir. Bu nedenle Türkiye son gelişmelerle ilgili olarak Mısır ile hareket ederken çok dikkatli olmalıdır. Çünkü bölgede hiç kimsenin saygı duymadığı, kendi halkının bile sevmediği ve 27 yıldır iktidarda bulunan Mübarek ile aynı çizgide görülmek bile Gül ve Erdoğan’a ve dolayısıyla Türkiye’ye çok şey kaybettirir. Unutulmamalıdır ki; herkes Türkiye’yi yakından takip ediyor ve Erdoğan’ın ilk tepkisini önemsiyor. Türkiye’nin tepkisel her adımı kendisine çok şey kazandırıyor, kazandıracak ama hiçbir şey kaybettirmeyecektir.

Tam tersine İsrail’e ve onun ABD’deki yandaşlarına güvenen ve onlara inanarak adım atan Türkiye hep yanılır ve kaybeder.

Tıpkı Olmert’in son Ankara ziyaretinde olduğu gibi.

İsrail’e inanarak onunla yola çıkmak ve devam etmek Türkiye’ye hiçbir şekilde yakışmıyor ve yakışmaz.

Türkiye’ye yakışan şey İsrail’e hak ettiği yanıtı vermektir.

Türkiye’ye yakışan şey kendisine saygısızlık yapan birine güvenmek ve onun ipi ile karanlık ve kanlı kuyulara inmemektir. Türkiye’ye yakışan, işbirlikçi Arap iktidarlarının yapamadığını yapmaktır.

Çünkü Türkiye farklı, onurlu ve vicdanının sesine kulak vererek son 5 yılda bölgede bunca prestij ve saygınlık kazanmıştır. Türkiye, Ahmet Yasin öldürüldüğünde İsrail’e ‘terörist devlet’ demekle bugün haklı çıkmıştır.

Türkiye, bölgede barış peşinde koşarak İsrail’e karşı olmadığı ama aynı zamanda İsrail’in de barıştan yana bir ülke olmadığını

kanıtlamıştır.

Türkiye’ye yakışan şey, Filistin halkının % 65’nin oyunu alan Hamas ile işgalci ve saldırgan İsrail’i aynı kefeye koymamaktır.

İşte bu nedenle Hamas’ın İsrail’e fırlattığı roketleri son saldırıların bir gerekçesi olarak görmek ve göstermek Türkiye’ye yakışmaz. Bu roketler 3-4 yıldır kullanılıyor ve bu sürede 5 İsrailli öldü. İsrail işgali ise 41 yıldır sürüyor ve son saldırı benzeri onlarca saldırı ve katlaim yaptı, yapıyor. Tekerlekli sandalye ile cami çıkışı İsrail tarafından öldürülen Hamas lideri Ahmet Yasin, İsrail’e füze fırlatmadı ve o zaman da füzeler daha ortada yoktu. Bundan 7 yıl önce Yaser Arafat’ın konutunu kuşatan ve konutun duvarına işeyen İsrailli askerlere de kimse füze fırlatmamıştı. Peki ya Golan?.. 41 yıldır işgal altında bulunan bu bölgede yaşayan Suriyeliler işgale karşı hiçbir silahlı eylemde bulunmamış ve yalnızca gösterilerle karşılık veriyor. Peki İsrail neden buradan çekilmiyor?

ABD yok olacak!

İç savaş çıkacak, 2010'da Amerika 6 parçaya bölünecek. Rus Profesör Igor Panarin, çarpıcı iddialar dile getirdi.

abd-bolunme2.jpg

ABD'de yayımlanan Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, toplu göçler, ekonomik çöküş ve ahlaki düşüşün gelecek sonbaharda ABD'de bir iç savaşı tetikleyeceğini ve doların düşeceğini öne süren Panarin, 2010 yılının haziran ayı sonralarında ya da temmuz başında ise ülkenin altı parçaya bölüneceğini söylüyor.



Panarin'in teorisine göre, ABD, ülkenin batısında kurulacak Çin etkisindeki "California Cumhuriyeti", Meksika etkisindeki "Texas Cumhuriyeti", ülkenin doğusunda başkent Washington D.C. ve New York'u da içeren bölgede kurulacak AB etkisindeki "Atlantik Amerika", Kanada etkisindeki "Merkezi Kuzey Amerika Cumhuriyeti", Japon ya da Çin'in himayesindeki Hawaii ve Rusya'ya katılacak olan Alaska'dan oluşan altı parçaya bölünecek.

abd-bolunme.jpg

Panarin, "Şu anki durumda ABD'nin bölünme ihtimali yüzde 45-55. Bu bazılarını mutlu edebilir, ancak mantıklı düşünürsek, bu Rusya için en iyi senaryo olmaz. Evet, Rusya dünyada daha güçlü hale gelir, ancak ağırlıklı olarak dolara endeksli ve ABD ile ticarete dayalı olan ekonomisi zarar görür" ifadesini kullanıyor.

Bütün dünyanın, ABD'nin 44. Başkanı seçilen Barack Obama'dan mucizeler beklediğini söyleyen Panarin, ilkbahar geldiğinde herkesin mucize olmadığını net bir şekilde göreceğini savunuyor. Rus medyasının büyük ilgi gösterdiği Panarin, yaklaşık 10 yıldır dile getirdiği iddiasının bugüne kadar çok inandırıcı bulunmadığı, ancak son dönemde çıkan ekonomik krizle birlikte insanlara gerçekçi gelmeye başladığını söyledi. İlk kez 1998 yılında uluslararası bir konferansta dile getirdiği teorisini bir süre önce Rusya Dışişleri Bakanlığında bir yuvarlak masa toplantısında sunan Panarin, davet edildiği çeşitli üniversitelerde ve medyada da konuyla ilgili konuşmalar yapıyor.

Eski bir KGB analisti olan ve siyaset bilimi doktorası bulunan 50 yaşındaki Prof. Panarin'in ABD ekonomisi üzerine çalışmaları da bulunuyor. Boris Yeltsin döneminde stratejist olarak görev yapan Panarin, ülkesinde saygın bir isim. ABD-Rusya ilişkileri konusunda medyada sık sık görüşlerine yer verilen Panarin, Rusya Dışişleri Bakanlığının diplomatlarının yetiştirildiği akademinin dekanlığı görevini yürütüyor. Panarin özellikle son yıllarda, Orta Doğu'daki istikrarsızlıktan küresel ekonomik krize kadar her şeyden Washington yönetimini sorumlu tutan bir yaklaşım sergiliyor. Panarin, Rusya'nın ise, 1990'larda yaşadığı güçsüz dönemin ardından dünya sahnesindeki eski rolüne dönmekte olduğu kanaatinde.

NAİF ALİBEYOĞLU CHP'YE GEÇTİ

AKP'li Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu partisinden istifa ederek CHP’ye katıldı. AK Parti'den istifa eden Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu CHP'ye katıldı. Başkana parti rozetini Baykal taktı.

al_beyoglu.jpg

Genel Başkan Deniz Baykal, Genel Merkezdeki Parti Meclisi (PM) toplantısına verilen arada düzenlediği basın toplantısında Alibeyoğlu'nun CHP'ye katıldığını açıklayarak parti rozetini taktı.



Alibeyoğlu da yaptığı konuşmada 10 yıldır Kars'ta ''beyaz bir sayfa açarak bütün imkansızlıklara karşın hizmet vermeye çalıştıklarını ve kenti uluslararası düzeye taşımaya çalıştıklarını'' anlattı.

''CHP'nin son dönemdeki açılımlarını son derece olumlu bulduğunu ve öteki sayılmayacağı bir yerde olmayı arzu ettiğini'' dile getiren Alibeyoğlu, ''Çoban ve sürü mantığıyla devam edilemeyeceğini gördüğünü'' söyledi.

''Kimseye kırgın olmadığını, tek amacının hizmet olduğunu'' anlatan Alibeyoğlu, CHP'de Kars'a ve ülkesine daha verimli olacağına inandığını belirtti.

Bu arada, Deniz Baykal, bir gazetecinin ''yeni adaylar açıklayacak mısınız'' sorusuna, gülümseyerek, ''Yeni aday istiyorsanız işte Naif'i açıklıyoruz'' karşılığını verdi.

TRT'NİN KÜRTÇE KANALI TEST YAYINA BAŞLADI

TRT'nin Kürtçe kanalı “TRT Şeş” test yayınına başladı. İlk gün yayınında, Kürt sanatçı Rojin, Şivan Perwer'in yasaklı şarkısı ‘Mehemedo'yu seslendirdi. Diyarbakır'da bir TV bu şarkıyı çaldığı için kanalın sahibi ceza almıştı.

trtkurtce.jpg

TRT'nin Kürtçe yayın yapan yeni kanalı TRT 6, test yayınına başladı. Günde 4 saat yayın yapacak olan TRT 6, ilk yayın gününde Kürt sanatçı Şivan Perwer'in yasaklı şarkısı “Mehemedo”yu çaldı. 2002 yılında Diyarbakır'da yerel yayın yapan Aktüel Radyo ve Televizyonu'nda ‘Mehemedo' şarkısı çalındığı gerekçesiyle kanalın sahibine 5 yıl hapis cezası verilmişti.

TRT'nin uydudan yayın yapacak olan yeni Kürtçe kanalı “TRT Şeş”, dün 18.30'da test yayınına başladı. İstiklal Marşı'yla başlayan yayında, kanalın yayın hayatına başlamasıyla ilgili olarak Kürt aydınları ve vatandaşların görüşüne yer verildi. Gazeteci Muhsin Kızılkaya ve yayıncı Osman Tunç, TRT'nin Kürtçe yayınıyla devletin Kürt kimliğini kabul ettiğini belirterek, “Kimlik, dil demektir. Bu Kürt dilinin tanınması anlamına gelir. Bu televiyon, resmi ideolojinin sesi olmamalı, Kürt kültürünü yansıtmalı” dedi.
Vatandaşlarla yapılan görüşmelerde ise, “Ji Bo TV'ya Kurdi Çı Gotin (Kürtçe televizyona ne dediler)” jeneriği ekrana geldi. Vatandaşlar, Kürtçe televizyonun yayına geçmesinin Kürtler açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti.

Program, Kürt sanatçı Rojin'in seslendirdiği “Mehemedo” ve Servet Kocakaya'nın seslendirdiği “Şi Le Le” şarkılarıyla devam etti. “Mehemedo”nun yasaklı şarkılar arasında bulunduğu öğrenildi. 2002 yılında Diyarbakır'da yerel yayın yapan Aktüel Radyo ve Televizyonu (ART), bu şarkıyı çaldığı gerekçesiyle, ART'nin sahibi Nezahat Dağtekin hakkında 5 yıl hapis cezası verildiği, bu cezanın para cezasına çevrildiği ortaya çıktı. RTÜK'ün de kanala uyarı cezası verdiği belirtildi. Ayrıca, bu şarkıyı seslendirdiği için bazı sanatçılar hakkında da davalar açılmıştı.

Jenerikte, Kürtçe olarak “Aynen Osmanlı Gibiyiz” yazısına yer verilen TRT 6, 1 Ocak 2009'da Başbakan'ın katılacağı bir törenle açılacak ve 24 saat Kürtçe yayın yapacak.

TESEV'den çarpıcı Kürt raporu

24 Aralık 2008 Çarşamba 07:38
Güneydoğu sorununa ilişkin bir rapor da TESEV'den geldi. Hükümete iletilen öneriler arasında bakın neler var?
TESEV’in hükümete öneriler başlığı ile hazırladığı raporda, Kürtçe’nin önündeki engellerin kaldırılması ve bölgedeki camilerde vaazların Türkçe ve Kürtçe verilmesi istendi.

Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) tarafından hazırlanan "Kürt Sorununun Çözümüne Dair Bir Yol Haritası: Bölgeden Hükümete Öneriler" başlıklı raporda, Kürt sorununun PKK'ya endekslenmemesi, siyasal, anayasal ve ekonomik reformların bir an önce yapılması istendi.

79193.jpg


İŞTE ÖNERİLER

-Eğitimde Kürtçe ikinci dil ya da seçmeli olmalı, kamu hizmetinde Kürtçe'ye izin verilmeli.

-Camilerde Kürtçe vaaz verilmeli, devlet tiyatrolarında Kürtçe oyunlar sergilenmeli.

-Eğitim, sağlık ve adalet teşkilatında Kürtçe bilen eleman olmalı, atamalarda Kürtçe bilen, önyargısız kişiler tercih edilmeli. Kürdoloji Enstitüsü kurulmalı...

-Okullardaki "Türküm, doğruyum, çalışkanım" andı kaldırılmalı.

-Hasankeyf'te baraj inşası projesinden acilen vazgeçilmeli.

-KPSS ve ÖSS gibi merkezi sınavlarda bölgedeki çocuklar için özel düzenleme yapılmalı. .

DTP BASKI YAPTI

Panelin moderatörlüğünü yapan TESEV Demokratikleşme Programı Direktörü Etyen Mahçupyan ise, "Bu çalışma sırasında Demokratik Toplum Partisi üzerimizde çok baskı kurmaya çalıştı. Ancak Kürt meselesi bugün herhangi bir siyasi partinin temsil yeteneğinin üstündedir. Yardım konusunda aşırı istekli tavırları için kendilerine teşekkür ediyoruz" dedi.

AK PARTİ'YE ÖZEL GÖREV

Raporda, hükümetin ve Meclis'teki bazı siyasi partilerin DTP'ye uyguladığı tecrit politikasının gerilime yol açtığını belirten Kurban, DTP'ye karşı kapatılması istemiyle açılan davada AK Parti'ye özel görev düştüğü bildirildi.
Gazeteci-yazar Cengiz Çandar da "Bugüne kadar PKK'nın dahi ne istediği tam olarak bilinemiyordu. Ama bu rapor artık bir milat oluşturuyor. Kürtlerin ne istediği konusunda elimizde somut bir rapor var" dedi.

Başlık Buraya Gelecek

Bu bölüme kendinizle ya da firmanızla ilgili vermek istediğiniz bilgileri girin.

Unutmayın sayfanızda devamlı yeni bilgiler vermelisiniz ki ziyaretçileriniz her geldiklerinde yeni birşeyler bulabilsin, sitenizin ziyaretçi sayısı artsın.

Yazılarınızı kolay okunması için elinizden geldiğince kısa tutun

Başlık Buraya Gelecek

Bu bölüme kendinizle ya da firmanızla ilgili vermek istediğiniz bilgileri girin.

Unutmayın sayfanızda devamlı yeni bilgiler vermelisiniz ki ziyaretçileriniz her geldiklerinde yeni birşeyler bulabilsin, sitenizin ziyaretçi sayısı artsın.

MERAK ETMEYİN 2009’DA HERKESE BİR ATOM BOMBASI DÜŞÜYOR:

Siyonistler, silahsız ve savunmasız Filistin halkına soykırım uygularken, tüm kurumları ile işgal ettikleri Türkiye’de her gün f 16’larla Kürt coğrafyasını bomba yağdırmakta.

filistin.jpg

Başta Türkiye olmak üzere Orta_Doğudaki tüm yönetimler Osmanlının düşüşünden beri Siyonistlere uşaklık yapmaktan başka bir iş yapmıyorlar. Orta-Doğulu halklar (Türkler; Kürtler, Araplar, İranlılar, Ermeniler, Rumlar vb. tüm halklar) Siyonistlerin ele geçirdikleri alanları devletleri ve kurumları (siyasi, iktisadi, kültürel) kurtarmadıkça yüzlerce yıldır devam eden kölelik süreci daha da gelişecek. İsrail ise çölün altında tüm dünya milletleri için nükleer bombalar bilinmeyen bir sürü kimyasal ve biyolojik silahlar geliştirmektedir. Bu Siyonist yayılma durdurulmadıkça her millet burada nasibine düşen bombaları fazlası ile alacaktır…

filistin1.jpg

Türkiye ise efemineci ve köleci uşak bir anlayışla Siyonist uşaklarca idare edildiği için yanı başımızda gelişen bu büyük tehlikeye rağmen bir tek atom bombası bile üretemiyor. Artık genel kurmay başkanlarımız gidip ağlama duvarında ağlıyorlar. İstihbaratımız israile ve abd’ye çalışıyor. Ha bire kendi vatandaşını İsrail silahları ile vuruyor, İsrail politikaları ile yönetiyor. Sultan Vahdettin’in Karikatürü bile olmayan uşak yönetimler tüm İslam alemini ve Orta-Doğulu tüm halkları komedeyen ve köle durumuna düşürdüler.

Dünyanın düzelmesi Orta_Doğunun düzelmesi ile mümkündür. Gerek Arap ülkelerindeki köle ve uşak yönetimler, gerekse Anadolu ve Mezopotamya (Türkiye) da ki uşak yönetimler ve Siyonist firmalar ekarte edilmedikçe bu topraklardan sökülüp atılmadıkça kimse bu topraklarda gelecek beklemesin. Her geçen gün bir öncekini aratacak, terör ve kaos daha da yaygınlaşacak…

“GİTME EY YOLCU, BERABER AĞLAŞALIM!”

BEKA ENDİŞESİ . 1912-1913 Balkan Savaşları’nın yenilgiyle bitmesinden sonra Osmanlıcık ideolojisi ebediyen tarihe gömülmüş ve Türkçülüğe siyasi bir proje olarak bel bağlayanların sayısı hızla artmıştı. Türk milliyetçiliğinin sahneye geç gelmesi bu görüşün sahipleri açısından arayı kapatma telaşı yaratmış görünüyordu. Osmanlı’ya oldukça ters olan kapitalizmi ve milliyetçiliği ithal ederken ya da Batı’nın reform ısrarlarına boyun eğerken ortaya çıkan sorunlar, Batı dünyasına ve bu dünyanın doğal bir uzantısı gibi görülen gayrimüslimlere yönelik öfkeyi arttırıyordu. İttihatçıların ‘dahili tümörler’ dediği gayrimüslimler, hem ülke ekonomisinde Müslümanlardan daha büyük pay sahibi oldukları, hem de özerklik veya bağımsızlık talepleri ile örgütlendikleri için hedef tahtasındaydılar.

sarikamis-1.jpg

RADİKAL PLAN . Balkanlardaki büyük toprak kayıplarını sindirememiş olan İttihatçılar, Batılı devletlerin 1878 Berlin Antlaşması uyarınca Ermeni vilayetlerinde yapılması gereken idari ve toprak reformlar için baskı yapmaya başlamasıyla telaşa düştüler. Bölgenin Ermenilere geçmesi, imparatorluğun bir çeşit ‘yeniden doğuşu’ gibi görülen ‘Büyük Turan’ ülküsünün gerçekleşmesinin engellenmesi demekti. Birinci Dünya Savaşı ile ortaya çıkan kaotik ortam, İttihatçıların, 1914’te Ege’de, Rumları kaçırtarak provasını yaptıkları radikal planı yürürlüğe koymaları için gerekçe oldu. Bu hafta, ‘Ermenilerden özür diliyorum’ kampanyası etrafında koparılan fırtınaları biraz daha iyi anlamak için, omurgasını, Turan hayallerini sona erdiren ve tehcirle ilişkisi olan Sarıkamış Faciası’nın oluşturduğu küçük bir kronoloji hazırladım.

* * *

8 ŞUBAT 1914 . Osmanlı Devleti, uluslar arası baskılar yüzünden 8 Şubat 1914’de Doğu Vilayetleri için önemli bir reform planını (Yeniköy Anlaşması) imzalamak zorunda kaldı.

2 AĞUSTOS 1914 . Sadrazam ve Hariciye Nazırı Mehmed Said Halim Paşa’nın yalısında toplanan Alman Sefiri Baron von Wangenheim, Harbiye Nazırı Enver Paşa, Dahiliye Nazırı Talat Paşa ve Meclis-i Mebusan Başkanı Halil (Menteşe) Bey, gizli bir ittifak anlaşması imzaladılar. Benzer bir anlaşma Avusturya sefiri Pallivicini ile de imzalandı. Bu anlaşmalar o kadar gizliydi ki, kabine üyelerinin, hatta padişahın bile haberi yoktu! Ülke maceracı bir kliğin önderliğinde makûs sonuna doğru yola çıkmıştı.

? AĞUSTOS 1914 . İTC Merkez-i Umumisi’nden Bahaeddin Şakir, Ömer Naci ve Hilmi Bey yanlarında Gürcü ve Azeri temsilcilerle Taşnak (Ermeni Devrimci Federasyonu, EDF) partisinin Erzurum’da yapılan 8. Dünya Kongresi’ne gittiler. Heyet, EDF temsilcileri Rostom, Vramyan ve Agnuni’ye “Başarımız Ermenilerin pozisyonuna bağlı. Eğer bizimle yürürseniz Kafkasları birlikte paylaşırız... Erivan, Kars ve Elizabetpol’un doğu kısmı, Van, Bitlis ve Erzurum vilayetleriyle birlikte Ermenistan’ı oluşturur” dediler. Benzeri teklifler İstanbul, Muş ve Van’daki EDF’lilere de yapılmıştı. Uluslararası ortamı kendi lehlerine gören EDF temsilcileri teklife sıcak bakmadıklarını söyledi. Böylece, İTC ile EDF arasında 1907’den beri süren ittifakın sonu geldi.

ermenitehcir.jpg

16 AĞUSTOS 1914 . Almanların Goeben gemisi ‘Yavuz Sultan Selim’, Breslau gemisi ise ‘Midilli’ adını alarak Osmanlı bayrağı çektiler ve Alman Amirali Souchon’un yönetimine teslim edildiler.

? EKİM 1914 . İmparatorluğun gayrimüslim tebaasının Amele Taburları’na alınmasına başladı. 1907 doğumlu Yozgatlı Veronika Berberyan yıllar sonra o günleri şöyle anlattı: “...Cumartesi günü, akşama doğru bütün erkekleri Türk ordusuna göndermek üzere toplamışlar; fakat orada Ermenileri Türklerden ayırmışlar. Ermenilerin haklarını savunma konusunda tam yetkili kılınmış olan dedem, Papaz Hakob Berberyan Ermenilerin silahaltına alınan Türklerden ayrıldığını görünce demiş ki: ‘Niçin Ermenileri ayırıyorsunuz?’ Türk binbaşı şöyle cevap vermiş: ‘Papaz Efendi, Ermeniler yol yapmaya gidecek, Türkler ise Rus cephesine.’ Ertesi gün pazardı. Dedem Kutsal Ayini bitirmiş ve daha yeni eve gelmişti. Nefes dahi alamadan kötü haber bize ulaştı. Artin Ağa’nın oğlu değirmenciydi; sabah kalkıp çalışmaya gitmiş, değirmenin yanında bir sürü insan kafatası, ayaklar, eller görmüş. Dili korkudan tutulmuş bir halde, nefes nefese koşarak eve dönmüş ve gördüğünü anlatmış. Artin Ağa oğluyla birlikte gelip dedeme dedi ki: ‘Dün akşam askere götürülenleri gece vakti boğazlamışlar.’ Dedem şöyle cevap verdi: ‘Gidin, Kaymakam’a şikâyet edin.’ Artin Ağa Kaymakam’a şikâyet etmeye gitmiş; ama o gece artık eve gelmemiş...”

ermenitehcir1.jpg

22 EKİM 1914 . Enver Paşa Donanma Kumandanı Amiral Suchon Paşa’ya yazılı emir verdi: “Donanmayı Hümayûn, Karadeniz’de hakimiyet-i bahriyeyi kazanacaktır. Bunun için Rus donanmasını, nerede bulursanız ilân-ı harp etmeden ona hücum ediniz.”

29 EKİM 1914 . Karadeniz’e açılan Yavuz ve Midilli Rusya’nın Sivastopol, Novorossisk ve Odessa limanlarını top ateşine tuttu.

2 KASIM 1914 . Rusya Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. İtilaf Devletleri’nin savaşa katılma karşılığında İttihatçılara vaat ettiği paralar, Romanya ve Bulgaristan üzerinden İstanbul’a doğru yola çıktı. Rus-Kafkas ordusu, Karadeniz’den Ağrı Dağı’ndaki hudut üzerinden yedi kol halindeki saldırısıyla Pasinler’e kadar ilerledi.

9-18 KASIM 1914 . 3. Ordu, Rusları Köprüköy’de [Eleşkirt] durdurdu. Ama Kumandan Hasan İzzet Paşa, askerin giyim ve iaşesinin yetersizliğini ve kış şartlarını düşünerek çekilen Rusların peşine düşmedi.

? KASIM 1914 . Adsız bir asker günlüğünde şunları yazdı: “Bu yaz, iki alayımızla Yemen’den buraya naklolunduk. Yola koyulmamızdan dört ay sonra buraya ulaştık ki, Arabistan’ın cehennemî sıcağı Köprüköy’deki [Eleşkirt]ayaz yanında nimet-i ilâhi imiş. Burada çadırın perdesi buza kesmiş oğlak kulağı gibi kırılmakta ve kopmakta. Bölük kumandanım, beni sıhhiyeye nakletmiş ise de, tabip ve ilaç yokluğundan çaresiz kalıp tekrar takımıma döndüm. Akşam yaklaşınca Köprüköy’e civar dağlardan tipi boşanır. Kumandanımız, gelecek cuma Başkumandan Enver Paşa Hazretleri’nin teftiş ve hücum için geleceğini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltoların verileceğini ve Yemen yazlıklarını atacağımızı müjdeledi. Allah, devlete ve millete zeval vermesin. Başkumandan Paşa Hazretleri’nin gelmesi ile, Moskof’un kahrolacağından ve kâfirin, karşımızdaki tepelerde geceleri seyrettiğimiz ocaklı ve mutfaklı karargâhlarını ele geçireceğimizden subaylarımız çok emin...”

16 ARALIK 1914 . Alman kurmay ve generalleriyle Erzurum’a gelen Harbiye Nazırı Enver Paşa, hocası Hasan İzzet Paşa’ya bağırdı: “Hatalı davrandınız, başarılı olamadınız! Rus Ordusu burada yok edilmeliydi. Şimdi hemen harekete geçip, Rus Ordusu’nu yok edeceksiniz!” Yaşlı asker cesaretle cevap verdi: “Olmaz! Havaları görüyorsunuz. Her yerde kar var. Karakış başlamıştır. Bu şartlar altında bir harekât faciaya dönüşebilir. Kış şiddetini kaybetsin, yollar açılsın, düşmana haddini bildiririz!” Enver öfkeyle haykırdı: “Eğer hocam olmasaydınız, sizi idam ettirirdim!”

18 ARALIK 1914 . 3. Ordu’nun komutanlığını üstlenen Enver Paşa cephede konuştu: “Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayağınızda çarık, sırtınızda paltonuz olmadığını gördüm. Lâkin karşınızdaki düşman sizden korkuyor. Yakın zamanda Kafkasya’ya gireceğiz. Orada her türlü nimete kavuşacaksınız. İslâm âleminin bütün ümidi sizsiniz!”

19 ARALIK 1914 . Enver Paşa İstanbul’daki eşi Naciye Sultan’a şu satırları yazdı: “Naciye, güzel melek! Ben yakında avdeti umarken şimdi zuhur eden bir hal beni daha bir müddetçik buraya bağladı. 3. Ordu Kumandanı Hasan İzzet Paşa orduyu idare için kendisinde cesaret göremediğini söylüyor... Hep umduğum adamlar böyle çıkıyor. Şimdilik 3. Ordu’yu ben idare edeceğim. Allah kısmet eder de şu Moskofları bir ezersem, o vakit cicimi açık alınla kucaklarım...”

22 ARALIK 1914 . 3. Ordu’ya bağlı 9, 10, 11. Kolordular harekâta başladı. Kar kalınlığı kimi yerlerde bir metreyi geçiyordu. Zemheri denilen kışın en soğuk günleriydi. Kar kalınlığı bazı yerlerde bir metreyi geçiyordu. Sıfırın altında 39 derecelik soğuklar, düşmandan daha tehlikeliydi. Gündüz başlayan yürüyüşte yumuşayan çarıklar gece donmaya, ayakları mengene gibi sıkmaya başladı. Adım atmak neredeyse imkânsızdı. Askerler donmamak için oldukları yerde atlıyor, zıplıyor, kendilerini yerden yere vuruyordu ama nafile. Ayak parmaklarından başlayan donma, yavaş yavaş tüm vücutlarına yayılıyordu. Kimi yere çömeldi, kimi oturdu, kimi yuvarlandı, kimi bir ağaç gövdesine dayandı. Ortalık kardan heykellerle doldu.

24 ARALIK 1914 . Beyköy’le Kuruköy’e ulaşmayı 3.200 kişi başardı. “Onları teslim alamadım. Çünkü bizden çok evvel Allahlarına teslim olmuşlardı” diye yazdı Rus Kurmay Başkanı Pietroroviç raporuna. Ama Enver Paşa inadından dönmedi. Acımasız emrini verdi: “Geri adım atanı üstü vuracaktır!” Ardından örnek olması için 40-50 kişi kurşuna dizildi.

1 OCAK 1915 . Albay Hafız Hakkı Paşa başkumandan vekiline itiraf etti: “Bitti paşam, ordumuzun kısm-i küllisi mahvoldu.”

3 OCAK 1915 . Her şeyin bittiğini anlayan Enver Paşa, Albay Hafız Hakkı Bey’i ‘Paşa’ yaparak 3. Ordu’nun başına geçirdikten sonra Erzurum’a doğru yola çıktı. Enver’i götüren araç, yolda bir Rus karakol birliği ile karşılaştı ancak Rus askerleri kendisini tanımadıkları için kurtuldu.

4 OCAK 1915 . Hafız Hakkı Paşa geri çekilme emri verdi ve Sarıkamış Harekâtı sona erdi.

10 OCAK 1915 .Erzurum’dan otomobille Refahiye-Suşehri üzerinden İstanbul’a ulaşan Enver Paşa ‘cici karısı’ Naciye Sultan’a sarıldı. Ardından da Cercle d’Orient Kulübü’nde verilen ziyafete katıldı. İstanbul gazeteleri Genel Karargâhın zafer bildirisini yayımladı: “Ordumuz Sarıkamış’a dek ilerleyerek kesin başarı kazanmıştır.” Ancak, Enver Paşa basına öyle bir sansür uyguladı ki, yıllarca Sarıkamış Faciası hakkında gazetelerde tek satır, tek resim çıkmadı. Kendisine, 3. Ordu mıntıkasında zayi olmuş asker sayısının aslında 600 bin civarında olduğunu hesapladığını söyleyen Harbiye Nezareti'nin Ordu İkmal Dairesi Müdür vekili Miralay Behiç (Erkin) Bey’e şöyle dedi: “Bunlar nasıl olsa bir gün ölecek değiller miydi!”

15 ŞUBAT 1915 . Hafız Hakkı Paşa, tifüse yakalandı ve Erzurum’da hayata veda etti.

19 ŞUBAT 1915 . İtilaf Devletleri donanması, mayın ve lağım bölgelerini koruyan bataryaları susturduktan sonra açılan geçitten Marmara’ya girmek üzere Çanakkale Boğazı’nda harekâta başladı.

25 ŞUBAT 1915 . Harbiye Nezareti ordu birliklerine gönderdiği bir yazıyla, Ermeni askerlerin silahsızlandırılmasını ve karargâhlardan uzak tutulmalarını emretti.

26 ŞUBAT 1915 . Adana Valiliği, Erzin’deki Ermenilerin sahildeki İngiliz savaş gemileri ile ilişki kurma faaliyetinde olduklarını tespit ederek, “o bölgede hiçbir Ermeni kalmamak üzere Dörtyol’daki Ermenilerin tümüyle Osmaniye Ceyhan ve Adana’ya sevk edilmesine” karar verdi.

25 MART 1915 . Zeytun’daki (bugün Kahramanmaraş’ta Süleymanlı) Aziz Astvatsatsin Manastırı’na sığınan 500 kadar Ermeni asker kaçağı, Binbaşı Hurşit Bey kumandasındaki 3 bin kişilik birlik tarafından teslim alınmaya gelindi. Sabahtan akşama kadar devam eden çarpışmalar sonucunda kaçaklar teslim oldu.

26 MART 1915 . 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa Dahiliye Nezareti’ne isyanın bastırıldığını haber verdi. Bölge valisinin itirazlarına rağmen Zeytun’daki Ermenilerin üçte ikisinin Müslüman halkı çok olan ovalık bölgelere (örneğin Konya’ya) göç ettirilmesini önerdi. Sonra sürgünlerin yönü Der Zor’a çevrildi. Onların boşalttığı evlere Müslüman muhacirler yerleştirilmeye başladı.

19 NİSAN 1915 . Van bölgesindeki Ermeniler isyan etti, hükümet birlikleri ile çeteler karşılıklı katliamlar yaptı.

24 NİSAN 1915 . Yabancı basından ve kaçan esirlerden Sarıkamış faciasının aslını öğrenen halkı yatıştırmak için gazetelerde ‘Ermenilerin düşmanla ittifak yapıp orduyu arkadan vurduğu’na dair yazılar boy göstermişti. Bu konuda başı çeken Harb Mecmuası’nı çıkaran Albay Seyfi’nin de içinde bulunduğu gizli komite tehcir kararını aldı ve İstanbul’daki Ermeni cemaatinin önde gelenlerinden oluşan 235 kişilik ilk kafile Ayaş ve Çankırı’ya doğru yola çıkarıldı. Bu kişilerin çoğundan bir daha haber alınamadı.

18 MAYIS 1915 . Van şehri Ermeni isyancıların yardımıyla Rusların eline düştü. Rusların kurduğu Antranik’in komutasındaki 1. Ermeni gönüllü birliği ile Osmanlı Meclisi’nde Erzurum milletvekili olan Armen Garo namlı Karekin Pastırmacıyan’ın örgütlediği 2. Ermeni gönüllü birliği bölgedeki Müslüman köylerini ve kendilerini desteklemeyen Ermeni köylerini yağmaladı, katliamlar yaptılar. Karekin Pastırmacıyan’ın kardeşi Vahan Pastırmacıyan ise, Sarıkamış’taki Osmanlı ordusunda Binbaşı Ziya (Yergök) Bey’in komutasında Ruslara karşı savaşmıştı.

27 MAYIS 1915 . Ülkenin dört bir yanındaki Ermenileri Der Zor çöllerine gönderecek geçici tehcir kararnamesi çıkarıldı.

? HAZİRAN 1915: Bursalı Aşot Ohanyan zorlu yolculuğu şöyle anlattı: “1914’te Türk Hükümeti gençlerimizi toplayıp, silah altına aldı; ondan sonra da ailelere ‘araba kiralayın, yakın bir yere gideceğiz’ denildi. Parası olan yük arabası kiraladı, parası olmayan da yayan gitti. Biz de çocuktuk; annemizin eteğinden tutup yürüyerek gittik. Uzun süre yolculuk ettik. İlk durağımız Konya idi. Orada, bizi şehre sokacaklarına, dağlarda jandarmaların gözetimi altında aç susuz bıraktılar... Günlerce, haftalarca yürüyorduk. Ayaklarımız kanlar içinde yürüyorduk. Zaptiyeler kamçıyla vuruyorlardı. Birçokları buna dayanamayıp, yolda öldü. Cesetler yerde kalıyordu ve geceleri kurtlar onları yiyordu. Yayan gidiyorduk. Zaten çok az kişi kalmıştık, çünkü birçok insan ölmüştü. Bir de İğde diye bir köyün yakınlarına ulaştık. Orada ‘Paranız yok mu? Paraları çıkarın!’ diyerek üstümüze saldırdılar ve soygun başladı...”

17 HAZİRAN 1915 . Almanya Büyükelçisi Wangenheim merkeze gönderdiği rapora “Ermeni tehcirinin sadece askerî nedenlerle yapılmadığı çok açık” diye yazdı. Talat Paşa “Dünya Savaşı’nı bahane ederek, dış ülkelerin diplomatik müdahalelerine aldırmaksızın, ülkeyi iç düşmanlardan tamamen temizlemek” istediğini ve bunun “Türkiye’nin müttefiki Almanya’nın da çıkarlarına” olduğunu söylemişti. Talat’a göre devlet böylece güçlenecekti.

9 TEMMUZ 1915 . Amerikan Büyükelçisi Morgenthau, hatıratına, şu notu düştü: “Talat bana, meseleyi [tehciri] son derece etraflıca tartıştıklarını ve sonuçta bağlı kalacakları bir karara ulaştıklarını söyledi. Dünya tarafından suçlanacaklarını söylediğimde, kendilerini nasıl savunacaklarını bildiklerini söyledi. Başka bir deyişle umurunda bile değildi.”

31 AĞUSTOS 1915 . Talat Paşa elinde bölgelere yolladığı bazı telgrafların çevirileri olduğu halde Alman Büyükelçiliği’ne gitti ve tarihe geçecek ünlü sözünü söyledi: “Ermeni meselesi hallolunmuştur!”

15 ARALIK. 1917 . Sarıkamış Harekâtı sırasında Osmanlı Genelkurmay Başkanı olan General Bronsart von Schellendorf raporuna “Memleketin en güzide kuvvetleri harbin ilk senesinde harcandı” diye yazdı.

14 MART 1919 . Savaş suçlarını soruşturmak üzere 1918’de Mustafa Arif (Deymer) başkanlığında kurulan Osmanlı Dahiliye Nezareti Komisyonu’nun raporuna göre Birinci Dünya Savaşı sırasında hayatını kaybeden Osmanlı Ermenilerinin sayısı 800 bindi.


SARIKAMIŞ HAREKATININ BİLANÇOSU

“Askeri kırdıran Enveri Paşa” (Bir Sarıkamış türküsünden)

Yıllardır tartışılır, Sarıkamış’ta cepheye kaç kişi sürülmüştü, kaç kişi şehit olmuştu? 1933’te yine Genelkurmay tarafından yapılan açıklamaya göre ‘zayiat’ yani ‘kayıp’ sayısı 109.274 idi. Bu kayıpların ne kadarı ‘şehit’, ne kadarı ‘yaralı’, ne kadarı ‘esir’, ne kadarı ‘firar’ hâlâ bilinmiyor. Daha sonra halk arasında yaygın kanaate uygun olarak “90 bin şehit verildi” dendi, ama sonra bu sayının Enver’in prestijini sarstığı görülünce sayı düşürülmeye çalışıldı. Ordunun tüm mevcudu 75 bin kişiyken, nasıl 90 bin şehit verilebilirdi ki? Tüm arşivler elinin altında olduğu halde yıllardır bu konuda bilimsel bir araştırma yayınlamamış olan Genelkurmay 18 Aralık 2007’de Internet sitesine koyduğu ‘bilgi notu’yla rakamı sessizce revize etti: Sarıkamış’ta tek kurşun atmadan şehit olanların sayısı 60 bindi!

Peki, bu sayılar doğru muydu? Sarıkamış’taki 9. Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Köprülülü Şerif (İlden) Bey hatıratında şöyle yazmıştı: “9. Kolordu bölgesinde en bol olan şey erler idi. Gerçekten askere alma dairelerinden toparlanılmış cetvellere göre redif, usta ve acemi erlerin toplam sayısı 130.000 ve yaş sınırına varmamış yedek usta ve acemi erlerin toplamı 43.000 ki tümü 190.000 er ediyordu... Harekât başlayacağı zaman, 3. Ordu’nun mevcudu 190.000 insan ve 60.000 hayvandı. Bu mevcudun altı aylık iaşesi için yaklaşık 88 milyon kg. buğday, çavdar ve arpaya gereksinim varken, ordu ambarlarında yalnız 1.250.000 kg yiyecek ve tahıl vardı...” Anlaşılıyordu ki, Sarıkamış’ta çarpışan 3. Ordu, 75.000 kişilik değil, 173 bin kişilik orduydu.

SUÇLU AYAĞA KALK! . Peki, 1933’de itiraf edilen 109.274 ‘zayiat’ kimin suçu? Harekâta karar veren, bunu komuta kademesine zorla kabul ettiren, askerleri giysisiz, iaşesiz -39 derecede cepheye süren Enver Paşa’nın suçlandığını sanıyorsunuz değil mi? Yanılıyorsunuz. Kimi İttihatçılar gibi Ermeni çetelerini suçladı, kimi Köprüköy’de düşmanı takip etmeyen Hasan İzzet Paşa’ya attı suçu, kimi en az Enver Paşa kadar hırslı ama strateji ve taktik cahili olan Hafız Hakkı Paşa’ya, kimi Osmanlı Genelkurmayı’nın başındaki Alman generali General Bronsart von Schellendorf’a attı suçu.

2007’de Genelkurmay, "Sarıkamış Kuşatma Harekâtı; düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedef alan başarılı bir plandı. Ancak stratejinin faktörlerinden zaman ve iklim şartları iyi değerlendirilemediği için bu sonuç kaçınılmaz olmuştur” diyerek durumu idare etmeyi seçti.

Halbuki, Enver’le düştüğü anlaşmazlık yüzünden Irak’a gönderilen Goltz Paşa günlüğüne şöyle yazmıştı: “Kafkasya’da maalesef Napolyon Bonapart olduğunu iddia eden ve cahil yetişen birçok adam var. Bunlar, ordularına güçleriyle bağdaşmayan görevler vermişler ve bu yüzden ordularını büyük zarara uğratmışlardır.”

Birinci Dünya Savaşı’nda kaç şehit verildiği de hala bilinmiyor. Resmi rakamlara gör 400 bin şehit var. Bunların hesabının da İttihatçı Paşalara sorulması gerekiyor. Hal böyleyken, birileri hatalarına hala günah keçileri arıyor. Onlar güneşi balçıkla sıvamaya çalışsın, noktayı ‘vatan şairi’ Mehmet Akif (Ersoy) koysun: “Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım/ Elemim bir yüreğin kârı değil, paylaşalım/ Ne yapıp yeisimi kahreyleyeyim, bilmem ki/ Öyle dehşetli muhitimde dönen matem ki!/ Ah! Karşımda vatan namına bir kabristan yatıyor şimdi...”

Özet Kaynakça: Köprülülü Şerif (İlden), Sarıkamış, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2003; Alptekin Müderrisoğlu, Sarıkamış Dramı, Kasdaş Yayınları, 1988; Bingür Sönmez, Reyhan Yıldız, Ateşe dönen dünya:Sarıkamış, İkarus, 2008; Metin Tekin, Birinci Dünya Savaşı Anıları-Sarıkamış’tan Sibirya’ya, Timaş Yayınları, 2006; Taner Akçam, Ermeni Meselesi Hallolunmuştur, İletişim, 2008; a.g.y., İnsan Hakları ve Ermeni Sorunu, İmge Yayınevi, 2002; Vergine Svazlian, Ermeni Soykırımı, Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları, http://www.ermeni.org/turkce.

Ayşe Hür - Taraf

Bu bölüme kendinizle ya da firmanızla ilgili vermek istediğiniz bilgileri girin.

Unutmayın sayfanızda devamlı yeni bilgiler vermelisiniz ki ziyaretçileriniz her geldiklerinde yeni birşeyler bulabilsin, sitenizin ziyaretçi sayısı artsın.

Bu bölüme kendinizle ya da firmanızla ilgili vermek istediğiniz bilgileri girin.


ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın