|
KAĞITHANE’DE KARS ÇEVRE KÖYLERİ YAR. DAY. DERNEĞİ GECE YAPTI
Kağıthane Belediyesinin Ramazan Ay’ı etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen etkinliklerde Kağıthane Kars Çevre Köyleri yar. Ve Day. Derneği üyelerine yönelik gece düzenledi. Gecede sunculuğu Önder Aktürk yaptı. (14-09-08).
Geceye Kağıthane KAİ. Nüfusu Ve Kağıthanedeki Ardahanlılar da geceye yoğun bir katılım gösterdi. Gecede dikkat çeken en önemli unsur ise Kağıthane de bulunan bölge derneklerinin birlikte hareket etmesi ve yapılan etkinliklerde bölgeyi temsil eden KARS ve AKYAD derneğinin yapılan etkinliklerde birbirlerine destek sunmaları oldu.
Genelde çok azı dışında bölge dernekleri birbirlerini adeta düşman kardeşler, bir ihaleye giren rakipler gibi görüp birbirlerinin etkinliklerine katılmama , birbirlerini kötüleme, küçümseme çamur atma durumu yoğun bir şekilde yaşanırken Kağıthane de gördüğümüz bu manzara sevindirdiciydi. Örnek bir tutum sergiliyorlardı. Akyad Başkanı Güven Doğruyol ve yönetimi de eksiksiz gecedeydi.
K.A.İ.’nin İstanbul genelinde üçyüz’e yakın il, ilçe ve köy derneği olmasına rağmen çoğu dernek birbirini tanımadığı gibi çoğu yakın bölgelerde olan dernekler de yönetimlerinin geriliği neticesinde birbirlerine hasmane bri tutum sergilemektedirler. Derneklerdeki bu gerilik neticesinde toplum örgütsüz ve 1.5 milyon nüfus yerelde ve genelde siyaset, bürokrasi, kültürel ve ekonomik anlamda hem yaşadığı yerde hem de ülke genelinde atıl durumda.
Bu dağınıklık ve örgütsüzlük özellikle seçim dönemlerinde KAİ nüfusunun çok kötü kullanılmasını ve her alanda geri kalmasını da beraberinde getirmektedir.
Kağıthane de gördüğümüz bu birlik manzarası yanında Hoc-Fed’in ortaya çıkardığı federasyonlaşma bu kısır döngüyü hızla kıran birer olgu olarak sevindirici birer gelişme olarak gerek metropollerde gerekse bölgede yaygınlaşmaktadır.
Etkinlik çerçevesinde bir konuşma yapan Dernek Başkanı Cevdet ÜRÜN Kurucu başkanı ve bir önceki başka Yavuz Kılıç ve yönetimi sahneye davet ederek “bizde bayrağı devr alma ve hizmet yarışı vardır. Koltuk sevdası yarışı yoktur. Beni bu göreve layık gördükleri ve bu bayrağı bana teslim ettikleri için tüm başkanlarıma ve üyelerimize sonsuz şükranlarımızı sunuyor, bu etkinliği düzenlememize neden olan Kağıhane Bld. Başkanına ve geceye katılan hemşehrilerimize üyelerimize ve herkese teşekkür ediyoruz” dedi.
Etkinlik başlarken üyeler ve halk davul zurna eşliğinde bir bütün olarak dernek standı önünden hareket ederek etkinliğin yapıldığı alana doğru yürürken güzel güzel olduğu kadar görülmeye değer bir manzara oluştu.
Hem gecede hem de halk arasında en büyük alkışı ve ilgiyi Kağıthane CHP İlçe Başkanı Fevzi Şit alırken etkinliğin belediye başkanı gelmeden başlamayacağını söyleyen belediye görevlileri ile halk arasında kısa süren bir tartışma çıktı. “Burası kışlamı yoksa sivil toplum örgütlerinin etkinlik yaptığı bir alanmı, emir komuta ile mi etkinlik yapacağız , başkandır hiç gelmedi biz etkinliğimizi yapmayacakmıyız … “ benzeri tartışmaların büyümemesi için başkan gelmeden sunucu Önder Aktürk geceyi başlattı.
Belediye başkanı halk arasında sevilip sayılan bir isim. Başkan alana geldiğinde başkanı anons eden belediye görevlisinin savaş narası atar gibi uzun uzun bağırması kulakları tırmalayıp kulak zarlarını patlatırken, başkanın el işareti ile anonsçuyu susturması ve mütevazi kişiliği gözlerden kaçmadı.
Gecede bölge sanatçılarından Erdal Ergezer , Burhan Yıldırım ve Mehtap Kaya yer aldılar. Geceye Kağıthane dışında bir çok KAİ derneği katıldığı gibi bazı çevre illerden de Sıvas ve Erzincan gibi katılan dernekler ve diğer sivil toplum örgütleri de yer aldı.
Ardahan Valisi Selim Cebiroğlu Görevine Başladı
Son Valiler Kararnamesi´yle Ardahan Valiliğine Atanan Selim Cebiroğlu, Bugün Valilik Görevine Başladı.
Son Valiler Kararnamesi´yle Ardahan Valiliğine atanan SELİM CEBİROĞLU, bugün Valilik görevine başladı.
1992 yılında il statüsüne kavuşan Ardahan´ın 9. Valisi Selim Cebiroğlu oldu. Cebiroğlu´nu Valilik binası önünde Kaymakamlar, Belediye Başkanları ve daire amirleri karşıladı. Ardahan´da görev yapan daire amirleriyle tanışan Ardahan Valisi Selim Cebiroğlu, Valilik makamında daire amirleriyle basına kapalı bir sohbet gerçekleştirdi.
AHF
****************************
Naziler bile Tanrı´nın İsrail´e verdiği sözü bozamadı´
ABD Başkanı George Bush, ABD ve İsrail´in ittifakının sarsılamayacak kadar güçlü olduğunu söyledi.
İsrail´in 60. kuruluş yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Şimon Peres´in ev sahipliğinde düzenlenen "Yarına Bakış" konulu uluslararası konferans için geldiği bu ülkede parlamento (Knesset) üyelerine hitap eden Bush, sözlerine İbranice "Bağımsızlık gününüz kutlu olsun" diye başladı.
Bush, "Burada bulunmaktan onur duyuyorum. Amerika, dünyada İsrail´in en yakın müttefiki ve en iyi dostu olmasından gurur duyuyor. İttifakımız, sarsılamayacak kadar güçlüdür" diyerek orta doğudaki küçük biraderine arkandayım mesajını verdi.
Nazilerin bile, Tanrı´nın Yahudilere verdiği sözü bozamadığını, İsrail´in kutsal topraklarda canlı bir demokrasi kurduğunu ifade eden Bush, İsraillilere "Masada bir daha asla düşmeyecek, Amerika yanınızda olacaktır" diye seslendi.
Bush, terör olaylarına değinirken de "teröre karşı savaşımın, döneme damgasını vuran sınavlardan" biri olduğunu belirtti, masum insanların siyasi nedenlerle hedef alınmasının yanlış olduğunu söyledi. Bush, aşırı uçların ideolojilerine karşı, alternatif yollar bulmaları gereğinin altını çizdi, El Kaide, Hizbullah ve Hamas´ın bozguna uğrayacağını ifade etti.
Bush, konuşmasında İsrail´in, ilelebet sürecek güçlü bir demokrasi inşa ettiğini söylerken, İsrail´i diğer uluslara ışık tutan bir ülke olarak niteledi.
Parlamentoda Bush´un hitap etmesinden önce konuşan İsrail Başbakanı Ehud Olmert de ABD ile ittifakın yıllar içinde daha da ileriye gittiğini belirtti ve ABD´nin İsrail´e yardım elini uzatan ve aynı zamanda İsrail´i tanıyan ilk ülke olduğunu hatırlattı. Olmert, Bush´un ziyaretinin, İsrail-Filistin barışını ileriye götürmek için büyük bir fırsat yarattığını ve Filistinlilerle "Allah´ın izniyle" iki devletli bir vizyon doğrultusunda bir barış anlaşmasına varıldığında, önce Knesset´e sunulacağını ifade ederek, "Bu müstakbel barış anlaşması, sizi temin ederim, Knesset´in ve İsrail halkının çoğunluğu tarafından da onaylanacaktır" diye konuştu. Olmert´in bu sözleri, salonda bir süre sessizlik ve ardından gülüşmelere yol açtı, İsrail muhalefetinden, Ulusal Birlik-Ulusal Dinci ittifakı üyelerinden iki milletvekili Aryeh Eldad ile Zvi Hendel, tepki göstererek meclis salonunu terk etti.
Knesset Başkanı Dalia İtzik de Filistinlileri, "İsrail ve Filistin çocuklarının geleceğini, barış sürecinde bir rehin olarak kullanmamaya" çağırdı. İtzik, "Filistinlilerin İsrail´e sürekli saldırdıkları bir dönemde barışın kolay mümkün olmadığını" söyledi.
BUSH´U PROTESTO
İsrail parlamentosunun Arap milletvekillerinden Talib El-Sana, Ahmet Tibi ile Abbas Zakur da daha önce Bush´u protesto için Knesset´teki oturuma katılmayacaklarını açıklamışlardı. Bu milletvekilleri, ABD´nin İsrail´in işgalci ve saldırgan politikasına
verdiği desteği protesto ettiklerini kaydederek, ABD´nin terörün kuvvetlenmesine neden olduğunu ve aynı zamanda dünya istikrarını bozduğunu belirtmişlerdi. Bush´un İsrail parlamentosunda konuşması sırasında, Gazze´de İşgale Karşı Halk Komitesi üyelerinden bir grup, Bush´un ziyaretini protesto için meclis binası önünde gösteri yaptı. Grup, "Bush, burada istenmiyorsun", "Bush ve Olmert, Gazze´deki çocukların katili" sloganları attılar.
DTP’den darbe karşıtı yasa teklifi
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, askeri darbelere zemin sunduğu ve meşrulaştırdığı gerekçesi ile TSK İç Hizmetler Kanunu’nda değişiklik yapılması için kanun teklifi verdi.
Kaplan, “ordunun savaş alanındaki üstünlüğü başka alanlardaki üstünlüğü anlamına gelmediği kavranmalıdır” dedi. DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, askeri darbeleri meşrulaştırdığı ve temel oluşturduğu gerekçesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nda değişiklik yapılması için kanun teklifi verdi. Verdiği kanun teklifinin gerekçelerine ilişkin, dün Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Kaplan, 15 Mayıs’ın çok partili hayata geçişin yıldönümü olduğunu, ancak Türkiye’nin bu tarihten sonra 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül’ü ve daha sonra e-muhtıraları yaşadığını söyledi. Kaplan, Meclis’in bir karmaşa döneminin yaşandığı, top seslerinin Ankara’dan duyulduğu, bazılarının paniğe kapıldığı ve çeşitli entrikaların döndüğü, korkunç savaşın yaşandığı bir dönemde bile kapanmadığına dikkat çekerek, “çünkü çare, ulusal egemenliğin simgesi konumunda bulunan TBMM’nde aranmıştır. 23 Nisan 1920’den 1960 tarihine kadar kutsal bir mabet olarak kabul edilen TBMM, bir cunta komitesi tarafından kapatılmış ve bunu yaparken de, gerekçesini 10/6/1935 tarihli ve 2771 sayılı Ordu Dâhili Hizmet Kanunu’nun 34. maddesi olarak gösterilmiştir. Oysaki İç Hizmet Kanunu askeri disiplini sağlamak için çıkarılmış bir yasa olup darbenin meşrulaştırılması söz konusu değildir. Bu kanunla ilgili hükmü sonraki darbelerin 12 Mart 1971 muhtırası ile 12 Eylül 1980 darbesinin gerekçesi olmaya devam etmiş, adeta hukuk sistemine yerleştirilmiş ve ne zaman patlayacağı belli olmayan bir mayın konumuna gelmiştir” dedi. Kaplan, “ordunun savaş alanındaki üstünlüğü başka alanlardaki üstünlüğü anlamına gelmediği kavranmalıdır” diyerek, Meclis’teki bütün siyasi partilere de bu teklifini desteklemeleri için çağrı yaptı. Kaplan, “Bu teklif turnusol kağıdır. Darbe yapılsın mı yapılmasın mı teklifidir” diye konuştu.
Askerin görevi sınırlandırılsın
Kaplan’ın yasa teklifinde, TSK’nin İç Hizmet Yasası’nın 2. ve 35. maddesinde değişiklik yapılması önerildi. Yasada, “Askerlik: Türk vatanını, istiklal ve Cumhuriyetini korumak için harb sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyetidir. Bu mükellefiyet özel kanunlarla ‘’vazolunur” diye tanımlanırken, teklifte, “Askerlik Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal sınırları dış tehdit ve tehlikelere karşı korumak için harp sanatını öğretmek ve yapmak yükümlülüğüdür. Bu mükellefiyet özel kanunlarla düzenlenir” olarak değiştirildi. Kaplan, Türk ordusunun darbelere gerekçe yaptığı 35. maddenin, “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır” hükmünün, “Silahlı Kuvvetlerin görevi ulusal sınırları dış tehdit ve tehlikelere karşı korumaktır” olarak değiştirilmesini önerdi.
Köy tazminatları ödeniyor
YÜKSEKOVAHABER
5233 Sayılı kanun kapsamında köylerini boşaltanlara ödenecek tazminatlar için 22 trilyon paranın bugün Hakkâri’ye aktarıldığı belirtildi.
5233 Sayılı “Terör ve terörle mücadeleden karşılanması hakkındaki kanun´ kapsamında köylerini boşaltanlara ödenecek tazminatlar için 22 trilyon paranın bugün Hakkâri´ye aktarıldığı belirtildi.
Yıllardır köylerini boşaltan ve 5233 sayılı yasa kapsamında müracaatları olan vatandaşlara ödemeler sırasıyla yapılacak. Konuyla ilgili bilgi veren Hakkâri Milletvekili A. Muttalip Özbek geçen hafta salı günü 50 milletvekili ile başbakanla görüşmesi sırasında tazminatları dile getirdiğini ve bir hafta sonrada da paranın aktarılmasına çok memnun olduğunu belirtti.
Özbek: “Hakkâri´de yaşanan ekonomik kriz zamanında 22 trilyon paranın gelmesi ilaç gibi geldi. Başbakan Recep Tayip Erdoğan´la görüşürken Hakkâri halkının bu ricasını dile getirdim. Halkımızın bu konudan çok mağdur olduğunu özellikle tazminatların bir an evvel ödenmesini rica ettim. Bir hafta sonra paraların ödenmesi beni ve Hakkâri halkını çok memnun etmiştir. Bu konuda Sayın Başbakanımız, Maliye Bakanımız ve İç İşleri Bakanımıza Hakkâri halkı adına çok teşekkür ederim. Hakkâri´de ticaret yok, işsizlik çok bu nedenle bu paranın Hakkâri´ye gitmesi ilaç gibi gelecektir. Köylerini boşaltan vatandaşlarımızın biran evvel bu paralarını alıp değerlendirmesi için bundan sonraki süreci de yakından takip edeceğim.” dedi.
Arsiad, Fakir Öğrenciler Yararına Kermes Düzenledi
Ardahan Sanayici ve İşadamları Derneği (Arsiad) Fakir Öğrenciler Yararına Kermes Düzenledi. Yöresel Yemeklerin de Sergilendiği Gıda ve Giyim Kermesi Ardahanlı Vatandaşlar Tarafından Yoğun İlgi Gördü. Ardahan Eski Belediye Binasında Yapılan Kermes 31 Mayıs´a Kadar Devam Edecek.
Ardahan Sanayici ve İşadamları Derneği (ARSİAD) fakir öğrenciler yararına kermes düzenledi. Yöresel yemeklerin de sergilendiği gıda ve giyim kermesi Ardahanlı vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. Ardahan eski belediye binasında yapılan kermes 31 Mayıs´a kadar devam edecek.
Kermeste yaşlı, kadın, genç ve çocuklar, el emeği göz nurlarını sergiledi. El işleri, danteller, çeyizler, tatlı çeşitleri, gözleme ve pasta çeşitlerinin yer aldığı kermesin açılışını ARSİAD yönetim kurulu üyesi İlhan Özgür yaptı. Kermesin ihtiyaç sahibi öğrencilere burs imkanı sağlamak amacıyla yapıldığına dikkat çeken Özgür, bütün Ardahanlılar´ı bu kermese davet etti. İlhan Özgür yaptığı açıklamada, bu tür faaliyetlerin sosyal dayanışmayı artırdığını vurgulayarak, "Kermesi dernek üyelerimiz ile hayırsever ev hanımları ve esnaflarımızın katkıları ile düzenledik. Bu kermeste bayanlar tarafından yapılan el işleri, örgüler, esnaflar tarafından ise verilen giyim eşyaları bulunmaktadır. Buradan elde edilecek gelir, fakir öğrencilerin eğitim giderlerinde kullanılacaktır." dedi.
´Çatışma zarar veriyor´
Ahmet Türk: “Biz başından beri çatışmalı sürecin Türk ve Kürt halkına zarar verdiğini ve bu sürecin bitirilmesi gerektiğini söylüyoruz”dedi.
Kuzey Irak Kürdistan Bölgesel yönetimine yaptığı ziyaret sırasında YNK´nin resmi internet sitesine verdiği bir demeçte “PKK Kürtlere zarar veriyor” dediği iddia edilen DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, sözlerine farklı anlamlar yüklenmek istendiğini belirterek, “Biz başından beri çatışmalı sürecin Türk ve Kürt halkına zarar verdiğini ve bu sürecin bitirilmesi gerektiğini söylüyoruz” dedi.
Sorunun çözümü için, Kürtlerin bir araya gelerek bir anlayış birliğine ulaşması gerektiğini belirten Türk, önümüzdeki dönemde bu amaçla yapılacak konferansın hazırlıklarını yürüteceklerini söyledi.
DTP Grup Başkanı Ahmet Türk´ün Irak Kürdistan Bölgesine yaptığı resmi ziyaret sırasında YNK´nin resmi internet sitesine verdiği demeç tartışılıyor.
Kürtçe verdiği demeçte, “PKK Kürtlere zarar veriyor” dediği ileri sürülen Türk, sözlerine farklı anlamlar yüklenmek istendiğini belirterek, “Biz başından beri silahlı gücün devreden çıkarılması gerektiğini söylüyoruz. Birileri inkarla bu sorunu çözmeye kalkarsa, birileri de silahla sorunu çözmeye çalışır, o zaman sorun çözülmez. 30 yıldır bunu gördük” şeklinde konuştu.
Kürt sorununda silahların devreden çıkarılması gerektiğini belirten Türk, “Silahın, çatışmanın, Kürtlere de Türklere de zarar verdiğini söylüyoruz ve bunun devreden çıkarılmasını istiyoruz. Bunları söylerken bu temel mantık üzerinden ifade ettik. Bu konuda üzerimize düşen bir görev olursa, yapmaya hazırız. Ama bunun için adımların atılması gerekiyor. Bu konuda söylediklerimiz nettir. Çatışmalı sürecin bitmesi talebini gündeme getiriyoruz” dedi.
´Konferans organize edeceğiz´
Türk, söylediklerinin başka yerlere çekilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Şimdi, ´söyledi mi söylemedi mi´ noktasına getiriliyor. Bizim bu konuda söylediklerimiz açıktır. Birileri farklı anlamlar yüklemek istiyor, ama biz çatışmalı sürecin sona erdirilmesi gerektiğini bunun her iki halka zarar verdiğini söylüyoruz” şeklinde konuştu. Türk, Kürt sorunun çözülmesi için, Kürtlerin bir araya gelerek tartışması gerektiğini bunun için Kürtlerin katılacağı bir konferansa ihtiyaç olduğunu da dile getirerek şöyle konuştu:
“Yine şiddetin, çatışmaların sona ermesi, Kürt sorunun barışçıl temelde çözülmesi için, Kürtlerin bir araya gelerek, bir görüş birliğine kavuşması gerektiğini savunuyoruz. Bunu Irak´taki temaslarımız sırasında muhataplarımıza da ilettik. Sayın Talabani ve diğer yetkililer ile bunu uzun uzun konuştuk. Bu konuda bir konferans yapılması ihtiyacı olduğunu söyledik. Onlar da, böyle bir konferans düzenlenirse, katılacaklarını dile getirdiler. Biz uzun süredir böyle bir ihtiyaçtan bahsediyorduk. Şimdi bunun çalışmalarını yürüteceğiz. Kürtlerin bir araya gelerek Kürt sorunun çözümüne katkı sunacakları bir konferans organize edeceğiz.”
Kürtçeye adanmış bir yaşam: Apê Şevket
DİHA
30 yaşından sonra okuma yazma öğrenen Şevket Terkin, Türkçe-Kürtçe sözlüğün yanı sıra Kürtçe mevlidin Latin alfabesine çeviridi ve üç ciltlik romanı kaleme aldı.
Okuma yazmayı çobanlık yaparken öğrendikten sonra Kürtçe edebiyata gönül veren 67 yaşındaki Şevket Terkin (Apê Şevket), Kürtçe-Türkçe sözlük, 5 bin atasözünü derlediği bir kitap, Kürtçe mevlidin Latin alfabesine çevrilmesinden sonra kendi yaşamını anlatan 3 ciltlik bir roman ve 33 şiir yazdı.
Yazdığı sözlük, atasözü derlemesi ve Kürtçe mevlidi kaybeden Terkin, romanı ve şiirlerinin basılmasını bekliyor. Hiç okula gitmediği halde çobanlık yaparken okuma yazmayı öğrenen, dışarıdan aldığı ilkokul, ortaokul ve lise diploması ile memurluk sınavına girerek memur olan, daha sonra Kürtçe okuma yazmayı öğrenen Şevket Terkin’in yaşamı anadiline olan aşkı ile örnek oldu.
Mardin’in Mazıdağı İlçesi’nde 1941 yılında doğan Şevket Terkin, 30 yaşına kadar çiftçilik ve çobanlık yaptı. 1960 yılında çobanlık yaparken kayalara harfleri kazıyarak yazmayı öğrenen Terkin, kan davası nedeniyle 1969 yılında Amed’de ‘’Diyarbakır’’ taşınmak zorunda kaldı. Burada dışarıdan ilkokul ve ortaokul diploması alarak memurluk sınavına girmeye hak kazanan Terkin, 1971 Nisan ayında İskenderun’a taşındı. İskenderun’da 1972 yılında Devlet Demir Yolları memurluk sınavına girerek kazandı ve Birecik’e yol bekçisi olarak tayin edildi. 10 yıl Birecik’te çalıştıktan sonra Suruç’un Bekçiler (Xerepnas) istasyonuna tayini çıkan Terkin, 2 yıl burada kaldıktan sonra Mardin’in Kızıltepe İlçesi Akdoğan (Aradî) istasyonuna atanması ile burada da 2 yıl çalıştıktan sonra 1986’da kendi istemi ile İskenderun’a geri hizmete tayin edildi. 1996 yılında emekli olan Terkin, evli ve 5 çocuk sahibi. Okumaya olan aşkı nedeniyle çocuklarının tümünü okutan Terkin’in 2 oğlu elektrik mühendisi.
Kürtçe okuma yazma ile tanıştı
Terkin, 1998’de başladığı yazma serüveninde ise bir Türkçe-Kürtçe sözlük, 5 bini aşkın Kürt atasözü ve anlamlarından oluşan bir kitap ve Kürtçe mevlidi Latin alfabesine çevirisini yaptı. Okuma ve yazmaya çok hevesli olduğunu belirten Terkin, ilk etapta kayalara şekilleri kazıyarak ve kendisi gibi çobanlık yapan bir kaç arkadaşının yardımıyla okumayı öğrendiğini belirtiyor.
Türkçeyi öğrendikten sonra bu kez 1990’da, 2000’e Doğru Dergisi’nde yayınlanan Kürtçe yazıları okuyarak Kürtçe ile tanıştığını belirten Terkin, bu kez Kürtçeyi anlayamadığını belirterek şunları söyledi: “Abdulayê Dekşurî isminde biri Ukrayna’dan yazıyordu. İlk Kürtçe yazı olarak onu gördüm. Okudum ama anlayamadım. Bu çok gücüme gitti. Kesinlikle Kürtçe okumayı öğrenmem lazım dedim. Daha sonra Cegerxwîn’in yazılarını okudum. Ondan çok etkilendim. Onun kitabını Kuran gibi görüyorum. Kürtçe edebiyat konusunda üzerimde etkisi olan oydu. Pir ve miridir Kürtçe edebiyatının” dedi.
Kürtçe edebiyata ilgi duymasında dengbêjlerin etkisi olduğunu ifade eden Terkin, “Birecik’e tayinim çıktıktan sonra balkonuma oturur küçük radyomdan Erivan Radyosu’nu dinlerdim. Xarapetê Xaco’yu dinliyordum. Xaco’yu dinledikçe yazıyordum. Aliye Mudo diye bir yaşlı vardı. Bana diyordu ki ‘Hangi defteri yazıyorsan, doldurduğun defterleri atma. Bana ver ben cebime koyarım’ Yazdıklarımı biriktiriyordu. Yazdıklarımı geleceğe bırakabilmemde onun çok büyük etkisi oldu” diye konuştu.
Yazdıkları kayboldu
Yazdığı sözlük, mevlit ve kitabın tekstlerinin kaybolduğunu söyleyen Terkin, 2004 yılından bu yana ise kendi yaşamını anlatan ‘Lawkê Çiyayî’ (Dağlı oğlan) adlı 3 ciltlik bir roman, her biri en az 10 dizeden oluşan 33 şiir yazdı.
Terkin, romanının ve şiirlerinin basılmasını bekliyor. Romanına ‘Lawkê Çiyayî’ (Dağlı oğlan) adını veren Terkin, romanı ve yaşamı hakkında şunları söyledi: “İnsanın üzerinde etkisi kalan olayları geleceğe aktarmak istiyorum. Bütün yazdıklarım her biri yaşamımda etkisi olan olaylar üzerine yazılmış. Kürtlerin yaşamına baktığımda aslında hepimiz birer ‘Lawikê Çiyayi’ durumundayız. Bu nedenle romanıma bu ismi verdim.”
‘Bilmiyorum demek inandırıcı değil’
Şiirlerine konu olan olayların da genellikle yaşamının etkilendiği kesitleri olduğunu ifade eden Terkin, üretiminde en fazla etkisi olan Urfa’nın Birecik İlçesi için 30 dizeyi aşan bir şiir yazmış.
Terkin anlatımıyla Birecik ‘imkânsızlıklar içerisinde yarattığı yaşamın vücut bulduğu yer’ olması nedeniyle şiirlerinde en fazla değindiği yer. Kürt yazın dünyasının dar ve yetersiz olduğunu söyleyen Terkin, Kürtlerin kendi dillerine olan ilgisizliğini de eleştiriyor. “Bir insan isterse her şeyi yapar. Biz şuan baskı altındayız ama evimizde kendi dilimizde bir kitap okusak kim engel olabilir ki?” diyen Terkin, “Kürtçe okumayı bilmiyorum” diyenleri inandırıcı bulmadığını söyledi. Terkin “Nasıl diğer dillerde okuyabiliyorsak, kendi dilimizi konuşabiliyoruz da niye okuyamıyoruz. Üstelik Kürtçe Türkçe ve Arapçaya göre çok daha zengin bir dil. Bizim de çaba harcamamız lazım. Halkımızın yaşadıklarını göz önüne getirdiğimde şimdiki imkânların çok daha fazla olduğunu görebiliyorum” dedi.
Toprağın altındaki görüşler hala sarsıyor...
Mahir Çayan´ın kitaplarına yasak
Ortada ne örgüt kaldı ne lider… 34 yıl önceki yasak yeniden hortladı
Vatan gazetesinin haberine göre İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Mahir Çayan’ın “Toplu Yazılar” kitabını, ifade özgürlüğü olarak değerlendirilemeyeceğine hükmederek, “suçu ve suçluyu överek yasadışı terör örgütlerinin propagandası yaptığı” gerekçesiyle toplatılması kararı verdi. Avukat Sabri Kuşkonmaz, kararı NTVMSNBC için değerlendirirken, Çayan’ın 1974 yılında öldürüldüğünü ve bu tarihten itibaren de onun liderliğindeki örgütün dağıldığına dikkat çekti; “Burada söz edilen örgütler o yıllarda olmuş bitmiş, şu anda olmayan örgütler” diyerek, kararı “hukuku zorlamak” olarak değerlendirdi.
Haberin devamı
THKP-C lideri Mahir Çayan ve arkadaşları, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını önlemek amacıyla, 26 Mart 1972’de Ünye’deki Radar Üssü’nde çalışan üç İngiliz teknisyeni kaçırmış, İngilizlerle birlikte geldikleri Niksar’ın Kızıldere köyünde askerlerle girdikleri çatışma sonunda 30 Mart 1972’de öldürülmüştü.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Mahir Çayan’ın “Toplu Yazılar” kitabının toplatılması ile ilgili kararı şöyle:
MAHKEME KARARININ GEREKÇESİ
“... 3713 sayılı yasanın 6/son maddesi irdelendiğinde özellikle el koymaya konu kitabın birçok kısmında alıntıya dayalı yazıların mevcut olduğu, yer yer bilimsel eleştiri kapsamında kalan değerlendirmelerin bulunduğu, isimleri kamuoyunca bilinen ve kolluk kayıtlarında bulunan belli terör örgütleri ile ilgili terör örgütü ismi verilerek yüceltildiği, okuyuculara objektif kriterle değil, yüceltici ifadelerle terör örgütünden bahsedilip, somut bir şekilde şiddet teşvik edildiği, özellikle kitabın son kısımlarında THKC ve THKP gibi yasadışı örgütlerin propaganda mahiyetinde bildirimlerine yer verildiği dikkate alındığında bu eserin ifade özgürlüğü kapsamında ele alındığının kabul edilemeyeceği, el koyma için yeterli hukuki gerekçenin bulunduğu kanaat getirilerek talebin kabulüne karar verilmiştir.”
Mahkeme, Su Yayınları’ndan çıkan “Toplu Yazılar” kitabıyla birlikte, “Devrimci Marşlar, Türküler, Ağıtlar, Şiirler” adlı kitap için de “el koyma” kararı aldı. Kararda, “...Özellikle el koymaya konu kitabın ilk 52 sayfasında, isimleri kamuoyunca bilinen belli suç örgütleri ile ilişkili kişilerin zaman zaman somut terör örgütü isimleri verilerek yüceltildiği, şiirlerin çoğunda kan, silah, direniş vs. temalar işlenerek okuyucuların somut bir şekilde şiddete teşvik edildiği, ifade özgürlüğü kapsamında kaleme alındığının kabul edilemeyeceği, el koyma için yeterli hukuki gerekçenin bulunduğu” kaydedildi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne bir dilekçe vererek, Çayan’ın kitabının toplatılmasına Su Yayınevi adına itiraz eden avukat Sabri Kuşkonmaz, itirazının gerekçesini NTVMSNBC’ye şöyle anlattı:
AVUKAT: YILLARDIR YAYINLANAN KİTAP
“Mahir Çayan’ın yazıları ‘Toplu Yazılar’ veya ‘Bütün Yazıları’ olarak yıllardır yayınlanır. Birkaç kez belki toplatma yapıldığı oldu. Su Yayınları da, 68 olaylarının 40. yılı gibi önemli dönemsel özelliğinden dolayı, Mahir Çayan da o yılların simge isimlerinden biri olduğundan kitabını yayınladı. Ama dağıtımdan sonra çok hızlı bir şekilde, dört gün sonra toplatıldı.
“ŞU ANDA BU ÖRGÜTLER YOK”
Burada söz edilen örgütler o yıllarda olmuş bitmiş, şu anda bu örgütler yok. Bunlar siyasal tarihimizin nesneleri. Biri çıkıp Kurtuluş Savaşı dönemindeki İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ne ilişkin yazı yazınca, ‘Vay, vatan haini misiniz siz!’ demek gibi bir şeydir bu. Tarihimizde İngiliz Muhipleri Cemiyeti bir gerçekliktir, o tarihe ilişken yazarken onları da anarsınız. THKP-C aynı kapsamda olmasa da Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki örgütsel oluşumlardır ve bunların içinde Mahir Çayan birinci elden düşüncelerini yazmıştır. Şimdi kalkıp da yasadışı bir örgütü övmek iddiasıyla toplatma kararı vermek son derece anlamsızdır. Bu hukuku zorlamaktır. Bu verilerle kitabın toplatılması doğru değil.”
“ANTİDEMOKRATİK HUKUK ANLAYIŞINA DEVAM”
Su Yayınları’nın sahibi Recep Tatar’ın derlediği “Devrimci Marşlar, Türküler, Ağıtlar, Şiirler” kitabının toplatılmasıyla ilgili de şunları söyledi: “Geçen gün bir televizyon kanalında 68’lilerin hep bir ağızdan söylediği şarkılar var bu kitabın içinde. O zaman o televizyon kanalının da yasadışı örgütleri övmek suçundan dolayı soruşturmaya tabi tutulması gerekir. Ama dediğimiz gibi burada bir çifte standart var. Bu çifte standardın içinde de yanlış bir hukuku uygulama ve açıkçası bütün makyajlara rağmen hukuk düzleminde anti-demokratik hukuk anlayışının devam ettiğinin bir göstergesi.”
SU YAYINEVİ: TARİHSEL BELGE
Su Yayınları’nın sahibi Recep Tatar da, kararla ilgili şunları söyledi:
Mahir Çayan’ın kitabı için ‘terör örgütünü övmek’ suçlamasında bulunuluyor. Bakıldığında kitabın arkasında THKP-C ile ilgili o dönemdeki bildiriler var. Bunlar tarihsel belge niteliğinde. THKP-C, 1974’e kadar var oldu. Mahir’lerin öldürülmesinden sonra örgüt kendiliğinden feshedildi, devam etmedi. Bugün bu marşların, türkülerin kaydedildiği binlerce kaset ve CD var, bunları silemezsiniz ki. Kitap çıktığının ertesi günü toplatma tutanağı ulaştı. Bu şiirler ve marşlar halkın gönlündeki anıtlar.”
“DENİZ GEZMİŞ TAVUSKUŞU GİBİ GÖSTERİLİYOR”
78’lilerle Dayanışma Derneği Başkanı Celalettin Can ise, ifade özgürlüğüne vurgu yaparken, “Hatırla Sevgili” dizisine dikkat çekti. “Dizinin birçok yönden eleştirilmesi, tarihin ne kadar çarpıtıldığının tartışılması gerekirken, o dönemi hiç bilmeyen geniş kesimler üzerindeki olumlu etkisini” ifade eden Can, şöyle devam etti:
“Fakat maalesef hâlâ ölen devrimcilerden korkuluyor. Toprağın altındaki görüşler hâlâ bazılarını sarsıyor ve olmadık davranışlara itiyor. Büyük devrimciler sağken başına gelmedik bırakılmaz. Ama öldürüldükten sonra evliyalaştırılmaya çalışılır; içleri boşaltılarak. Bir süredir yapılan da bu; devrimcilerin ikonlaştırılması. Tavus kuşu gibi bir Deniz Gezmiş gösteriliyor.”
TOPLATMAYA DAYANAK OLAN HÜKÜMLER
Kitapların toplatılmasına dayanak gösterilen Basın Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili hükümleri şöyle:
Basın Kanunu: El koyma, dağıtım ve satış yasağı
MADDE 25. - Soruşturma için sübut vasıtası olarak her türlü basılmış eserin en fazla üç adedine Cumhuriyet savcısı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kolluk el koyabilir.
Soruşturma veya kovuşturmanın başlatılmış olması şartıyla 25.7.1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda, Anayasanın 174 üncü maddesinde yer alan inkılâp kanunlarında, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 146 ncı maddesinin ikinci fıkrasında, 153 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarında, 155 inci maddesinde, 311 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 312 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında, 312/a maddesinde ve 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin ikinci ve beşinci fıkralarında öngörülen suçlarla ilgili olarak basılmış eserlerin tamamına hâkim kararıyla el konulabilir.
Hangi dilde olursa olsun Türkiye dışında basılan süreli veya süresiz yayın ve gazetelerin ikinci fıkrada belirtilen suçları içerdiklerine dair kuvvetli delil bulunması halinde, bunların Türkiye’de dağıtılması veya satışa sunulması, Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine sulh ceza hâkiminin kararı ile yasaklanabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Başsavcılığının kararı yeterlidir. Bu karar en geç yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Kırksekiz saat içinde hâkim tarafından onaylanmaması halinde Cumhuriyet Başsavcılığının kararı hükümsüz kalır.
Yukarıdaki fıkra uyarınca yasaklanmış yayın veya gazeteleri bilerek dağıtanlar veya satışa sunanlar bu yayınlar yoluyla işlenen suçlardan eser sahibi gibi sorumludurlar.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu
MADDE 7- Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır.
Terör örgütünün propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan sahipleri ve yayın sorumluları hakkında da bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, yayın sorumluları hakkında, bu cezanın üst sınırı beşbin gündür. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:
a) Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerin gizlenmesi amacıyla yüzün tamamen veya kısmen kapatılması.
b) Terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde, örgüte ait amblem ve işaretlerin taşınması, slogan atılması veya ses cihazları ile yayın yapılması ya da terör örgütüne ait amblem ve işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.
İkinci fıkrada belirtilen suçların; dernek, vakıf, siyasî parti, işçi ve meslek kuruluşlarına veya bunların yan kuruluşlarına ait bina, lokal, büro veya eklentilerinde veya öğretim kurumlarında veya öğrenci yurtlarında veya bunların eklentilerinde işlenmesi halinde bu fıkradaki cezanın iki katı hükmolunur.
Vekillerimizden biri soru önergesi verme şampiyonu, Öbürü ise Yılın en başarılı devlet adamı ve Siyasetcisi Ödülüne laik görülmüş.
Ama her nehikmetse 70'lerden beri aktif siyasetin içinde olan öğüt vb. siyasetçiler ve öncüler öncülüğünde Ardahan hep geri adım marş marş yaptı. Bunlarda her yerde ileri ileri arş arş yaptılar...
Ardahanı Türkiyenin en geri ili yapacaksınız toplum çürüyecek siz hep gündemde olacaksınız. Bu iki vekilin tek şansı vardı. ve o yönde halkın onlara bağlı bir umudu vardı. O da tarihi ipek yolu güzergahından geçen demir yolu ana garının Ardahana yapılması idi.
Ardahan başta siyaset yapanlar olmak üzere içerden ve dışardan kalleşçe vurulan en büyük darbe alan ildir. 50 yıldır geriye giden ileri doğru bir tek hamle yapmayan ildir.
ABD'den gelen Kemal Derviş'in Tren yolu güzergahına mudahle etmesi dış ihanet vekillerimizin vb. siyaset yapanların bu konuda halkı örgütlememesi, sınır kapılarının devre dışı bırakılması vb. iç ihanet olmuştur.
Ama bu adamlar her yere alınları ak burunları dik girip çıkıyorlar.
Bir serhat şehri göz göre göre çökertiliyor. Ankaranın kafası deve kuşu misali kumda. Tek çare Türk halkının en kısa zamanda bu ülke üzerinde oynanan oyunları kavraması.
Vekillerimiz ödül aldıkça, önerge verdikçe biz geri gidiyoruz.
Aşağıdaki ibretlik habere bakın Ardahanda itfaiye aracı bile yokmuş...
Öğütten Bakanı Atalay´a Soru Önergesi
(CHP) Ardahan Milletvekili Ensar öğüt Ardahan Belediyesi´ne yeni bir itfaiye aracı verilip verilmeyeceği konusunda İçişleri Bakanı Beşir atalay´a yazılı soru önergesi verdiğini açıkladı.
İçişleri Bakanı Beşir atalay´a Ardahan Belediyesi´ne yeni bir itfaiye aracı verilip verilmeyeceği konusunda soru önergesi veren CHP Ardahan Milletvekili Ensar öğüt konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Milletvekili Öğüt açıklamasında, "01 Mayıs 2008 tarihinde Ardahan Halil Efendi Mahallesi´nde ikamet etmekte olan Mağrup Savacı´ya ait evde yangın çıkmıştır. Ardahan Belediyesi´nde mevcut tek itfaiye aracının da arızalı olması nedeniyle yetkililerce yangına müdahale edilememiş ve vatandaşlar yangını kendi çabalarıyla söndürmüştür. Yangın söndürüldüğünde neredeyse evin yarısından fazlası yanmıştır. Bu olayda teselli olacağımız tek konu herhangi bir can kaybının olmamasıdır. Ancak hiç kimse, bir daha yangın çıkması durumunda can kaybının olmayacağı garantisini veremez. Ardahan ilimizde bu tür faciaların tekrar yaşanmaması ve vatandaşlarımızın mağdur edilmemesi için yeni bir itfaiye aracı gönderecek misiniz? Aynı anda birkaç yerde yangın çıkması ihtimali göz önüne alındığında, 1 tane itfaiye aracı yeterli midir? İllere verilen itfaiye aracının sayısı neye göre belirlenmektedir?" dedi.
AHF
************************************
Bursa’da Ardahanlılar gecesi
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet şahin, Kars- Ardahan- Iğdırlılar Dernekleri Federasyonu´nun Düzenlediği €˜birlik Gecesi´nde Birlik ve Beraberliğin Önemine Vurgu Yaparak, "Bursa, Bursa´da Yaşayan Herkesin Doğduğu Şehir Olmayabilir, Ancak Burada Yaşayan Herkesin Doyduğu Bir Şehir. El Ele Vererek, Yaşadığımız Şehri Daha da Güzelleştirelim" Dedi.Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet şahin, Kars- Ardahan- Iğdırlılar Dernekleri Federasyonu´nun düzenlediği ‘Birlik Gecesi´nde birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaparak, "Bursa, Bursa´da yaşayan herkesin doğduğu şehir olmayabilir, ancak burada yaşayan herkesin doyduğu bir şehir. El ele vererek, yaşadığımız şehri daha da güzelleştirelim" dedi.
Atatürk Spor Salonu´nda gerçekleştirilen ‘Birlik Gecesi´, Bursa´da yaşayan Kars, Ardahan ve Iğdırlı vatandaşlardan büyük ilgi gördü. 2005 yılından bu yana kentte faaliyet gösteren Kars-Ardahan- Iğdır Dernekleri Federasyonu´nun üyeleri arasındaki birlik, beraberlik ve dostluk bağlarının güçlendirilmesi amacıyla düzenlediği geceye katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet şahin, vatandaşların da yoğun ilgisiyle karşılandı.
Bursa´nın Türkiye´nin dört bir köşesinden gelen herkese kapılarını açtığını anlatan Başkan Şahin, "Bursa, memleketi ne olursa olsun her kişinin hoşgörü ortamında buluştuğu güzide kentlerden biridir. Bizler, Büyükşehir Belediyesi olarak bu kentte yaşayan herkese eşit hizmeti götürmeye çalışıyoruz. Çünkü Bursa hepimizin" diye konuştu. "Bursa doğduğumuz şehir olmayabilir ancak doyduğumuz şehirdir. Geleneklerinizle, göreneklerinizle, yemeklerinizle sizler Bursa´nın renklerisiniz" dedi. Federasyon yetkilileri, Kars Spor Kulübü´nü 2. lige çıkışı nedeniyle kutlayan Başkan Şahin´e, ‘Bursa-Kars Kardeş Şehir´ ifadesinin yer aldığı fotoğrafı armağan etti.
Mahalli sanatçıların konserleri ve Yalova Kafkas Halk Oyunları Ekibi´nin gösterisiyle renklenen gecede ünlü sanatçı Yudum sahne aldı. Geceye Bursa milletvekilleri Can Ali Demirçelik. Ali kul ve Kemal demirel de katıldı.
AHF
***********************************
Hocvanlılarda yeni başkan Halit Avşar
www.siyasalbirikim.com.tr
Merkezi Esenyurt’ta bulunan Hocvan Hasköy Derneği 4. Oğlan kongresini gerçekleştirdi. Oldukça yoğun katılımlı geçen ve Halit Avşar ve Asker Yavuz’un yarıştığı kongrede Divan Başkanlığını da Ahmet Yılmaz tarafından gerçekleşti.
270 üyenin oy kullandığı seçimde Halit Avşar 163 oy alırken, Asker Yavuz ise 106 oy 1 geçersiz oy kullandı.
Demokratik bir seçim yaşadık
Yapılan seçim sonunda dernek başkanlığına seçilen Halit Avşar, kongreye bu kadar yoğun katılımın olmasından da ayrı bir mutluluk duyduğunu ve bunun demokratik bir yarış olduğunu söyledi. Başkan Avşar, gerçekleşen kongrenin ardından gazetemize yaptığı açıklamada, “Derneğimiz sizlerinde bildiği gibi 4. Kongresini gerçekleştirdi. Kongremiz demokratik bir atmosferde yapıldı.
Diğer aday olan arkadaşımızda derneğimiz için önemli ve mücadele eden bir yapıya sahiptir. Bizi bu kongrede en çok sevindiren olay ise, derneğimiz üyelerinin hava muhalefetine rağmen sonuna kadar kalmaları olmuştur ve bu durum gerçekten çok sevindiricidir.
Sizlerinde bildiği gibi bizim derneğimiz kurumsalmış bir dernektir. Sadece benim değil kurumun yapmak istediği birçok şeyler vardır. Şöyle ki, kurucularımız 4 yıllık bir görev yaptılar. Bu süreç içerisinde derneğimizin binasının arsasını aldılar, bu dernek merkezini oluşturdular.
Osman Avşar, bunu dernek binamız bu hale gelmesinde öncülük yapmıştır. Biz derneğimizde 5 dönemimizdeyiz ve 3 başkan değişti. Sürekli kendini aşan bir dernek olarak bizde bunu takip ederek devam edeceğiz. Gençlik kollarımız var, gelecekte bu gençlerimizin tecrübe kazanmasını istiyoruz. Mevcut olan 2 katlı binamızın üzerine bir kat atmayı düşünüyoruz. Bunun dışında yeni yönetim olarak anneler günü etkinliği düzenleyeceğiz. Bu Pazar günü anneler günü için eğlenceli bir toplantı yapacağız.” Dedi.
Yeni Yönetim’de Görev Dağılımı
Başkan Halit Avşar, Başkan Yardımcısı Ziyaddin Yılmaz, Sayman Süleyman Avşar, Genel Sekreter Ünal Yılmaz, Etkinlikler Çiğdem Avşar, Sayman Yardımcısı Yasin Sönmez, Etkinlikler Yardımcısı Necattın Yılmaz olarak yeni seçilen yönetim görev dağılımı gerçekleştirdiler.
AHF
*********************************
Damalılar Avcılarda buluştu
www.siyasalbirikim.com.tr
Ardahan İli, Damal İlçesi Kültür ve Dayanışma Derneği’nin düzenlediği, Parseller İstanbul Düğün Salonu’ndaki yemekli gece 1000 kişiye yakın kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.
CHP’nin 32. Kurultayı’nın da aynı güne rastlamasından dolayı katılımın az sayıda olacağını düşünen dernek yöneticilerinin ilginin fazla olduğunu görünce çok mutlu oldukları yüzlerindeki ifadeden belli oldu.
Yılmaz: bir olalım diri olalım
Geceni Açılış konuşmasın yapan Dernek Başkanı Dinçer Yılmaz bir olalım diri olalım diyerek dernekçiliğin örgütlülüğün önemen değindi
Damalın tarihini anlatan emekli öğretmen Şener Yıldız Damal’ın bir şiiriyle geceye renk kattı.
Bayrağı genler teslim alacak
Daha sonra Mikrofona gelen Damal Derneği Gençlik Kolları başkanı Sevda Atalay Dernekte kadın ve gençlerin önemine değinirken bütün hemşerilerini gençleri duyarlı olmaya davet etti.
Öztürk tatar ve Aslı Canın sunduğu gece de Halk Müzik Sanatçısı hava nur ve Vedat Baran sahne alarak hoş vakitler geçirdiler
Güldür Bilgeli/Avcılar,
AHF
**************************************
Kars Demokrat Dernekler Federasyonu Tam Gaz
Süleyman Turan/Siyasal Birikim Gazetesi
Kars ilimiz adına kurulu Türkiye çapında 150´ye yakın dernek içinde Merkezleri Ankara´da bulunan köy dernekleri birleşerek "Kars Demokrat Dernekler Federasyonu" kurup önemli etkinlikler yapmaya başladılar.
Federasyonun kurucu üyeliğini Böcüklü Köyü Derneği, Budara Köyü Derneği Dölbentli Köyü Derneği, Kömürlü Köyü Derneği ve Molla Mustafa Köyü Derneği gibi derneklerin yaptığı "Kars Demokrat Dernekler Federasyonu" her geçen gün büyüyor.
Federasyonu ziyaretimizde Başkan Yardımcısı Musa Bilgen. Mehmet Koç. Yönetim Kurulu üyeleri Bayram. Nar. Fevzi Atbaşı, Kurucu üyeler Süleyman Güneş. Turan Yenilmez ve
Basın Danışmanı Ahmet Ateş´le görüştük.
Gazetemize konuşan Başkan Yardımcısı Musa Bilgen:Yeni katılan dernekler yakın aralıklarla Alisofu Köy Derneği, Akyar Köy Derneği,, Boyalı Köy Derneği, Paslı Köy Derneği Yamaçlı Köy Derneği. Federasyonun üye dernek sayısı 10 olup 8 dernek de federasyon adresinde ikamet etmektedir.
Federasyon adına öncelikli yoğun uğraşımız yer alma üzerine. Bu günkü yerimiz hızla artan köy derneklerinin aynı çatı altında bir araya gelmesi için yeterli değildir.
Bu yüzden federasyonumuz sadece adres ve ikametle yetinmeyip adının açılımında da yer aldığı gibi demokratik ortam içersinde, yardımlaşma ve dayanışmayı gerçekleştirmektedir. İleriye dönük düşlenen bu amaçları gerçekleştirmek için hizmet vermek yeterliğine sahip yer aramaktayız.
Kuruluşumuzdan günümüze gelerek etkinliklerimiz arasında ülkenin siyasal, toplumsal, eğitim ve kültürel alanlarında; adına, siyasi anlayışına yakışır kültürel değerleriyle örtüşen, ulusun, ülkenin geleceği ve mutluğu doğrultusunda olanların yanında olurken; sayılan bu değerlere ters düşen ilgisiz ve maskeli tutum ve davranışların yakından izleyicisi olup, hak edilen eleştirilere yer vermektir. Kültürümüzün, etik değerlerimizin politik kullanım aracı yapılmasına başından beri kararlılıkla karşı durduk ve durmaktayız. Sosyal, laik, çağdaş, demokratik ve hukuk devleti olma ve bunun gerçekleştirmekten yana olanların yanında olduk, olmaya da devem edeceğiz. Amaçlarımızdan bir diğeri, çağlar ve yüzyıllar boyunca değerini koruyan kültür etik değerlerimizi başkalarının eliyle ve düşüncesiyle zedelememek özellikle asimile edilmesine izin vermemektir.
Federasyonumuzu oluşturan köy derneklerinin üyeleri Ankara´nın hemen her tarafında oturmakta olup, sayısal olarak yaklaşık belirlemelerle üç bine yakın aile olup bunun nüfus karşılığı gene yaklaşık olarak on iki bin olduğu tahmin edilmektedir,
Ankara´da ikamet eden Karsl |